Düşünceleriniz

Dimağınızda yer bulan düşünce, fikir, benzetme,eleştiri,bilgi ve bakış açılarınıza açığım..

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Gitmek mi..Ölmek mi





Çok eskiden bilindiği üzre gitmek sadece ayrı kalmaktı, birlikte olduklarından adına ölüm derlerdi

Gel zaman git zaman kısmi bir değişim gösterdi. Ölüm baki kaldı da araya ufak ayrılıklar girdi.
Kimileri Ayrıldı diye gitti kimileri. Öldü diye bitti.

Şimdiler de ise bir çok adı olmaya başladı bu gitmelerin..

Mesela affedemediği için gittiğini sanmalar
Ayrılırsam gider diye kormalar
Korktuğu için birlikte olamayanlar
Olamayız diye hayaline set çekip
 hayattan uzaklaşanlar
Hayatta olduğunun farkında olamayıp
ölümü bekleyenlerden tutun da
Saçma sapan takıntı/saplantı yüzünden
gitmek zorunda kalanlara kadar uzadı bu ipin ucu.

Halbuki hayat ile ölüm arasında olan/olmayan herşeyin imtihan olduğunu unutmuş olmalılar ki bazı kesimler, bu sınavdan kopya çekmeye bile yeltendi..
Sözüm onlara üstadın ağzından;
Hayatımıza giren/giden hiç kimse boşuna değildir. Ya imtihan olmuştur Ya armağan


Şimdi gelelim asıl meseleye gitmek mi daha zor farkında olmadan gidene razi olmak mı
Bence gidenle kalan arasında ki tek fark ölüm olmalı yoksa ne o gitmiştir,ne de sen kalmışsındır.

Bahane üretenler gitmesine izin verenlerdir. Ve buna boyun eğenler kalanlardan oluşur. O yüzden kendinizi kandırmayı bırakın ve eğer hala okunan sela sizin yada onun adını söylemiyorsa bir yolunu bulun ve kavuşun.. Onca gittiğini ve kaldığını sananlar bunların farkında olmadığı için küçük ölümlerden habersiz yaşayanlardır.
Büyük ölüm geldiğinde herkes pişman olacak olmamak için mücadelenizi verin.

Olmuyorsa imtihanınızla sabredin oluyorsa şükretmeyi unutmayın.

Bu ikisi altın iki kural birini kaçırdığınızda adı ayrılık olur.

Ve sakın gitmekle ayrılığı karıştırmayın ikisinin ipleri ölümün elinde..
Gidenler..

Özür/Af dilemek




Öncelik şunu belirtmeliyim ki ben çağın gerisi veya ilerisinde yaşayan biriyim söz konusu özür dilemek, af etmek yada teşekkür etmek olduğunda.

Nedeni bana özel, şimdi ilkokul sıra arkadaşım değilsiniz sizinle bir mazimiz yok bu sırrımı söylemek için
Ya da vardır belkide ben görmezden gelirim. Ruh halime göre değişir fikirlerim dikkat ettiyseniz fikir dedim kararlarım hala aynı bunu anlamak zor olmasa gerek farkında olan bilinçli bir birey için.

Meseleye dönecek olursak
Benim hayatta iki elimin parmaklarını geçmemiş olan özür dileme mevzusu..

Mevzu derin bir o kadar da basit yüzeysel aslında.

Hatayı kabullenen ve kabullenemeyen olarak ikiye ayrılan gurup yine kendi aralarında özür dileyen dilemeyen olarak parçalandıktan sonra geriye kalan yıkık dökük harabemsi mimarı özür dilerim diyerek onardığını sanmak ve olgunca bir davranış bakışıyla bu tutumun, düşüncelerimi değiştirdi arasında yapılan zamanlama menşeli bir tür kimyasal kusurdur.(Bir ağabeyim demişti duygu kaybeden tarafta bulunan kimyasal bir kusurdur. Özür dileyen kaybeden olduğuna göre) mantıklı





Peki bu kusur nasıl karşılanmalı:
Madde 1. Yutulabilecek bir şey mi
Madde 2. Unutulabilecek bir şey mi
Madde 3. Yanlış da olsa doğru da olsa
o benim için vazgeçilmez diyebileceğin biri mi





Bu 3 sorunun cevaplarına göre şekil alınır. Tavır koyulur. Naz yada trip hakkı kullanılır. Hatta bir bağ bile kurulabilir. Çünkü bazen bize kötü olumsuz gelen bir çok şey hiç görmediğimiz veya karşılaşmadığımız bir açı ve fikir katar. Bu sebeple yapan kişiye karşı ön yargı değilde empatiyle yaklaşırız nedeni aydınlatmış olması veya onu affedersek bir daha yapabilir olması veya affetmezsek onun açtığı boşluğu doldurmamızın zor olması gibi şeylerle bir anda karşılaşırız.

Ben kendi açımdan söylüyorum genelde affetmedim, ilk iki maddeye sahip olanları
Bana göre ikinci madde üçüncü maddeyle rakiptir. Ben kendimi bildiğimden. Unutmak gibi bir durum söz konusu dahi olmadığından 3.maddeye ulaşmadan meseleyi bitiririm.

Siz unutkansınızdır görmezden gelebilirsinizdir veya hazmetmek affetmekten baskın değildir. Pekala kabul edebilirsiniz. Madde gereksinimi duymaksızın bu yapılan işe Sanat gözüyle bakıyorum. Bende yapmak isterdim ama kimliğim müsade etmiyor çünkü genelde size denk gelen öyle basit Özürlük mevzular konular gelmez çıkmaz karşıma şansım çok iyidir en büyüğü. Zurnanın zart dedikleri konular beni bulur çok Şükür.
O yüzden kendime pek fazla yüklenmek yerine yapmama şansı ihtimali varken yapmayı seçtiyse bende böyle olmayı seçiyorum bencilliğiyle bakıyorum olaylara.
Bencilliğim kendimi saf tutabilmek.
Bencil oluşum kanmamak, kandırılmış olmaktan korkmakla alakalı siz korkmuyorsanız, vallahi Saygım sonsuz
Bir kez kanar iseniz bazen kanmak zorunda kalabilirsiniz..Yine de Siz
Affetmeyi seçin.

Affedin gitsin.
Kabul edin gitsin.
Hatta özür diledi diye hediye alın.

Baksanıza abisi sizi nasıl büyük bir dertten kurtardı.
Ya benim gibi olsaydınız.. Aman diyeyim siz. Affedin benim Olduğum yer karanlık dar ve sıkıcı kalabalığa gelmez,gelse de ben istemem gelesiniz..

Söz size; Her Affedişe özel
İlk yutkunamadığınız şey için duble bardak ph değeri yüksek doğal Su.


29 Mayıs 2017 Pazartesi

Ayrılığı sevmek..


Ayrılığı sevmek bir sanattır.

Sırf içinde senden bir parça var diye seversin ayrılığı
Ondan ayırdı diye sitem edersin
içinde ondan bir şeyler var diye de kabullenirsin.
Sever mi insan hiç ayrılma fikrini düşüncesini ve hatta olumsuz olduğu halde sonucunu seversin,  işte nasıl yada neden olduğu önemsizleşir  sırf o var diye ondan bir şeyler hatırlattı diye sever insan.
Sevmek fedakar olmakla yetinmez  bazen feda etmen gerekir, kendini hissini duygu ve düşüncelerini
Bir hiç uğruna değil var olmuş olma ihtimali için
Sevmemek daha kolaydır çünkü sevmezsen
 ayrılığı bile bilmezsin hiç yaşamadığı bir şeyin hissini nasıl anlatabilir insan

Anlatsa bile duymakla hissetmek bir mi
İşte sevmek ile sevmemek de öyle ayrılmak bile sevdirir kendini

İşte hakiki sevgi görememeye sahip olamamaya boyun eğmek değil razı gelmektir.

Seviyorsanız sadece onu sevmek yetmez ayrılığı da seveceksin.
Ayırdığı için değil içinde o olduğu için
Mesafeleri de sevin
Sizi ondan uzaklaştırdığı için değil
 yolların bir anlamı, amacı olduğu için
/gidilecek yerin olması gibi güzel bir yolculuk olamaz.
Sevmek çok sevmek değildir sahip olmak hiç değildir.
Sevmek yaratıcı olandan başlayıp,
 yaratılan tüm insanları sevmektir.

Kendinizden başlayın zira ayrılık önce kendinden kopmakla başlar.
Sevmek sonraki adım
Zaten ayrıldığı için sevgisi biten bitirebilen hiç kimse sevmiş sayılmaz

Olsa olsa vakti onla geçirmiştir.
Ayrı kalmak sevgisiz olmak değildir.
Sevgini onsuz da yaşayabiliyorsun
Onunla olduğunda değerini bilebilirsin demektir.









Değer bilin ve içinde
' Seviyorum ' dediğiniz  her şeyi sevin


Sevgi başka türlü yaşanmaz yaşanırsa hissedilemez.
Hadi oldu da bir his yakaladın diyelim
yaşadığın o şey;
Sevgiden arta kalan kırıntılarıdır,
Avunanlar için dökülmüş olan..
Bence..

27 Mayıs 2017 Cumartesi

Beklemek...



Gece oldu ve sabaha bir şey kalmadı artık. Aylardan Mayıs ve günlerden herhangi bir gün saat ise yine bildiğimiz gibi eti kemik geçiyor :)

Neden insan yukarıda bahsi geçen bir bekleyiş içinde olur ki nedir yani mesele, trenin gelmemesi mi gelecek olma ihtimali mi
durağımız mı yanlış acaba saatini kaçırmış mıyımdır acaba bir şey mi oldu yoksa gelirdi.Gibi acabaların peşine taktığı bir çok soru öbekleri eksilmez hayatımızdan.

Misal beklemeyi sıkıcı bulanlar vardır hani çoğumuzun imrendiği model insanlardır.
Siz hangisi olduğunuzu bile bulmak-öğrenmek için beklersiniz, ama onların öyle bir dertleri-telaşları dahi yoktur.Gel de imrenme sanki Ghajini hafızası var

Ahhh onlara vahhh bize dedirten cümleler, keşkeli kelimelerden oluşmasa olmazdı.

Beklemek, bence yanlış durakta olduğunu bilmeyen insanların bir meşgalesi
Düşünsenize otobüs gelecek ama ne beklediğine değecek nede gideceğin yere götürecek.
Sorun bir iken iki olacak zor iken daha da zorlanacaksın.Bunu sırf beklediğini, bilmediğin için yaşayacaksın.
Bilseydin de çok şey değişmezdi o da ayrı mesele iyi yanı üstesinden gelebileceğin bir sorun olurdu
ama bilmemek öyle mi ?
Hem bilmediğine kızacaksın
Hem yanlış yerde beklediğine hem de niye bekledim ki deyip kendine





Kısaca saygıdeğer arkadaşlarım.
Bekliyorsanız, bir duraksa durak olarak,
Kalp ise kalp olarak,
İnsan ise insan olarak bakın.
Beklenen bilmeli beni mi bekliyor dememeli
 bilmeli ki tamda Sensin diyecek biri olmalı.
Zamanlama önemli tabi.

Unutmadan genelde Bekleyenle beklenenenler
hep zıt şeylerdir.Bu zıtlık çekimi artırmaz
süreyi uzatır.



Zamandan bağımsız bir bekleyiş;
Yaşayan birine öleceğini bildi halde, Ölmek ister misin demek kadar alakasızdır.
 Bence yaşayan birine sorulmalı bu soru ölümü bekleyenlere sormak akıl karı değil.

Mutlaka beklemelerin adı olmalı,Gelse yada gelmese bile beklediğinizi hatırlatan bir soru olmalı

Neyi bekliyorsun dediklerin de bön bön bakmak yada elini cebine attığında feda edebileceğin bir kağıt parçası gibi değil de Soranı şaşkına uğratacak bir Cevabın olması gerekir.

Mesele bana sorsalar Ölümü bekliyorum derim.
Başka bir soru gelemez önüne yada ardına, zirveyi bekleyen biri için artık,  Zaman-Mevsim ve İnsanlar birer hiçtir.



Çünkü siz her neyi bekliyorsanız bekleyin.
Sonunda ben sizi bekliyor olacağım.

Böylesi daha eğlenceli bence :)



25.saat


Gün

Bir günü 24 saat olarak yaşarız. Hatta yarısı gece yarısı gündüz diye ayırır. İhtiyaçlar ve öncelikleri gündüz
Aile ve gönül bağlarını da geceye bırakırız.

Ya peki 25.saat olsaydı
24 saat neyimize yetmiyor yada 24 saatte ne kazanamadıkta, 25.saatte elde edeceğiz dediğinizi duyar gibiyim. Hatta bir çoğunuz uykucu bazılarınız işkolik ve bir kısmınız da özgür takıldığınızı nitekim valla olsa onuda yaptığım şeye katarım dediğinizi hissediyorum.

Ama deyinmek istediğim eklemek değil.
Daha çok 24 saatin içinde herhangi bir zaman dilimi ve herkesin yaşadığının aksine sadece sizin şahit olduğunuz anlar.
Misal kalabalıkta ki yalnızlık,
Olur mu öyle şey demeden önce bir kez Düşünün,
Çıkın caddeye yada sokağa kalabalığın en yoğun saatinde ve kalabalığa karışın sonra durup kenara izleyin,insanları değil kendinizi izleyin.
Yanında durduğunuz mağazanın, vitrininde ki yansımanız olur yada önünüzden geçen herhangi birinin gözündeki küçücük yansımanız.
O kadarsınız işte kocaman mağazanın cansız mankenlerini sergilediği camdan görünen yada önünüzden geçenlerin gözlerinde ki

Siz O sunuz kalabalıkta ki yalnız, herkesin gördüğü ama fark edemediği
Fark edenlerin önemsemediği
Umursanmayan kişisiniz.
Bilmiyorum biliyor musunuz
O ana ben 25.saat diyorum.
Kendimi hiç hissettiğim
Çok görünüp az olduğum
Yüzeyde olduğum halde derin de kalan
Yakın olup da uzakta olan

Hepsi 25.saatin bir parçası

Siz siz olun kendinize zaman ayırın. 25.saatte buluşmak dileğiyle

Dipnot : Ölecek olmanız yaşayamayacağınız anlamına gelmez.
Tam tersi asıl ölecek olduğunuzu anladığınızda 25.saat alarmı çalar ve uyanırsınız.

26 Mayıs 2017 Cuma

Affetmek..!




Birini affetmek, sevmekten geçer geçmesine de söylemek tek başına affetmek anlamına gelmez.
Bence affetme imkanı olanlar affetsin denesin başarabilirse en karlısı o, zaten af varsa zararlı çıkılmaz.
Mesele affetmekte edebilmekte tahammül etmek değer vermek hatta sevebilmek,
mümkünse unuta bilmekte.

Sadece iki kelimelik bir eylem olmamalı affetmek
İçine dünü-bugünü-yarını katabilmeli insan, yoksa amansız gömülür bazı hisler dirilişleri de zamansız olur.

Becerikli olanınız varsa affetsin diyorum.
Biraz fedakar biraz vefakar biraz sahtekarlık gerektirir affetmek. Sahtekarlık ne alaka demeyin.

Küserken barışmak için mi küstün
Yada barışırken tekrar küsmemek için mi affettin/affedildin sanıyorsun.
Yok azizim yok kandırmayalım birbirimizi yabancı yok çekinme sanki iç sesinle konuşur dertleşir soru cevap alır gibi rahat bir şekilde dile getir, saklayıp pulladıklarını.
Sahtekar olmak söyle ki;
Kendini kandıracaksın affetmek için düşünceni ikna edip kalbine eklemiş olduğun siyah noktayı söküp, atabilecek kadar gaddar olmalısın. Zararına değil bu merak etme, bir kez küser isen bir daha küsersin o yüzden siyah noktadan oluşan boşluğu beyaz bir noktayla kapatmalısın ki, sahtekarlık burada devreye giriyor.
Kalbini kandırmak
Sahtekarlık(iyi bir şey için söylenen beyaz yalan gibi)
kalp kandırılmaya müsait en uygun organımızdır.
O yüzden dilini bilmek icab eder.
Ben bilemedim çok denedim ama pek başaramadım, ama
Serkan size fikrini söyleyebilir. Bu arada tanıştırmadım sizi
Ben Serkan'ın katibi bunlar da Serkan'ın düşünceleri..

Beni çoğunuz tanır. Onu çok azı sevmiyor kalabalığı bana müsaade etti de sizinleyim.
Neyse dağıtmayalım mevzuyu

Serkan kalbe çok yakındı bir zamanlar o yüzden araları iyiydi azbuçuk dilini anlamaya çalışmış. Bana anlatırdı;Onu kandırdığı yada onun nasıl kandırdığını benzer şeylerle kandırır kendilerini ikna ederlermiş.
Mesele Sevmek, seversen bir kozun olur Kalbe karşı ve onun da sana bu eşitlikten doğan sonuç ise kandırma ve ikna kapılarının anahtarlarına ulaştırır.

Ve affetmek istediğin kim varsa ulaşırsın O kapılardan girdiğin zaman.

Geri kalanı kandırmaktır kendini;
Yalandan affettimler sevmeler unuttumlar hatırlamalar kandırdımlar falan hepsi hikaye olur.
 O kapılardan girmediysen.

Ve o kapılara ancak Sevgiyle gidilir.
Sahtekarlık - fedakarlık - vefakarlıklar,
Sevmek için gereklidir.
Dozunu bilenler bence sevmeyi Hak edenlerdir.


Ben hak etmediğimi düşünüyorum o yüzden affetmek konusunda başarılı sayılmam.
Serkan bir iki kez başarmış o yüzden bende onun dilinden anlattım.

İsteyen Ben olsun isteyen Serkan
Becerikli olanlarınız affedebilir ancak.


Yazmak mı..?




Burayı açmak yada yazdıklarımı paylaşmak ne denli doğru yada ne derece mantıklı bilemem zira birkaç söz kelamı düşünce katkısıyla,   yıllarını bu alanda harcamış ve hala harcıyor olan yazarlarımızın hakkına, istemsiz bir tecavüzdür gönül rızasıyla, bana yada bize yazar şair demek.
Gel gör ki şiirler yada sözler bizi bu mecrada, düşünce çatısı altında toplamak için ayrı bir meşgale iken değiliz dersek dimağımız dan, dudağımıza, gönlümüze kalbin en ücra köşelerine dökülenlere de haksızlık etmek olurdu. Şahsım adına şunu açıkça söyleyebilirim.

Yazar mısın değil mi gibi bir sorunun cevabı değilim Yazıyor olmam yazar yapmaz beni normalde değilim zira akranlarım evlenip barklandı hatta çoluk çocuğa karıştı. Gel gör ki bir baltaya sap olmadım demek gayretime haksızlık olur. Baltaya da ayıp olmasın gönlünü alırım bir ara

Ne diyorduk en son hah hatırladım. Üstadın da dediği gibi
''Şiirler onu yazana değil ihtiyacı olanlara aittir.''
Demek ki bizler yazar değil yazıcılarız. Bir amacımız yok diyemem ama var deyip büyük hedeflerim var hissine de açık kapı bırakmak istemem..Neyse bir gün kapıyı ellerim doluyken, ayağımla örtmeyi bırakıp ona da hak ettiği gibi davrandığımda sanırım yüzüme kapanmayı bırakır.



Asıl mesele içten gelen bir takım tetikleyici etkenleri olan ve diğer insanlara göre daha ağır basan tarafın düşünceler olduğu bir mecra, yazmak. Diğerleri okur dinler söyler. Hepsi de gerekir aslında misal herkes yazar olsa kim okuyacak demi.
Şu var ki yazma eylemi kalem kağıttan oluşmaz.
Düşünceyle başlayan bir serüven okumak hissetmek görmek fark. Etmek dinlemek dinletmekle. Kavrulup yazma kabına girer. Tek başına yazmak diye bir şey yok okul gibi düşünün sınıflar farklı dersler farklı olabilir ama amaç birdir Eğitim, işte bizlerde yazma Eğitimine gönül veren meyleden insanlar olarak;
Bir yanımız aşk bir yanımız ayrılık
Bir yanımız sevgi diğer yanımız fedakarlık kimi zaman yalnız çoğu zaman yapayalnız düşüncelerinden, başka dost edinmekte beceriksiz birer fedayileriyiz.
Fethi gönül , ölüleri yada dirileri Kalp kabri içinde olan kalem süvarileriyiz..



Başımıza ne geldiyse bu istila yüzünden geldi. Gönül alalım derken güvenimizden olduk. Şimdi de gönül verelim diye güven aşılıyoruz çok ta şey yapmamak gerek.. İsteyen istediği kadarını alabilir. Yeter ki sahip çıksın.

''Yazmak geleceğe gitmektir'' demişti bir ağabeyim
O gün bu gündür gidip gelirim.

25 Mayıs 2017 Perşembe

Bilinç ve Altı..





Gündelik hayatımızda ve tüm yaşantımıza baktığımızda
Bana göre bazen korkmak gerekir. Çünkü korkarsan ;Bir şeyi yapma ihtimalin,
Yaptıktan sonra düzeltme ihtimalinden daha yüksektir.

Yani ihtimaller değilde tedbir olarak alınan önlemdir bahsettiğim korku.
Risk almak tabi ki gereklidir bazen fakat hesapsız yada düşünülmeden yapıldığında ortaya çıkan sonuç,
Tedbir alınmadan, düşünülmeden (korkmadan) yapılan sonuçtan daha az zararlı çıkartır. Kötünün iyisi diyebiliriz.

Her bireyin kendi içinde istemli yada istemsiz oluşturduğu bir korku birde risk alma duvarları (prensipleri) tavır yada yaklaşımları vardır.
Kimi zaman tecrübeyle kimi zaman bilgiyle kimi zaman duygusal(hisler) doğrultusunda cereyan eder.



Bilinç çok pencereli bir oda der isek
Bilinçaltına perdeli perdesiz pencere,
 demek pekala mantıklı değil mi sizce?







Bilinci, bilinç altından neden ayırır yada farklı tuttuğumuza gelince;
Karşımıza: Düşünce / Zamanlama / Hisler (duygular) ve tabi Kader(yazgı) çıkar.

Doğru söylemler yada doğru olduğuna inandığımız fikirler bazen bilinç altına bastırılan, olmuş yada olamamış şeylerden etkilenip, bizi asıl olmamız yapmamız gerekenlerden uzaklaştırır.






Örneğin; X kişisi Y kişisini seviyor.
X kişisinin karakteri ve kişiliğine uygun olmasının
yanı sıra birde duygusal bir his beslemesi
Y kişisini ona doğru bir seçenek olduğuna ikna eden bilinç,
bilinç altı ise bir istemli bir de istemsiz bilgi hafızalar
Y kişisinin fiziği/karakteri/düşüncesi/irade ve hisleri hakkında
Fakat mevzu bahis ayrılık veya
 değişime bağlı kopmalar( ki alışkanlık ve bağımlılıktan kaynaklanır çoğu zaman)
kişiler uzaklaştığı zaman

Bilinç bir süre bunu kişiye hazmettirmek yada yüzleşmek
Kabullenmek veya yetinmek gibi olgularla zamanın da yardımıyla bitti kelimesine alışmasını sağlar.

Bilinç altı ise X kişisinde Y kişisi hakkında birtakım bellekte yer edindirdiği soru/sorun yada düşünceyi A kişisinde aramaya bulmaya ve hatta aynılaştırmaya çalışır. Belki karakter/ düşünce ve fizik olarak kolaydır ama
Hisler/Duygular tam anlamıyla hüsrana sürükler.
X in kendine ve düşüncelerine olan itikadı ve bağlılığı söz konusu inandığı şeylerde şüpheye sevk eder. X artık Y kişisini bundan sonraki A, B, C... Kişilerine de maal eder ve sürekli Y den çıkan sonucu onlara ve ne yazık ki o kişilerin hislerine ithal eder. İthal diyorum çünkü imal etmek için şüphesiz olmak gerek.







X artık kendiyle yüzleşip
 Kader kısmına yada ne yaptım/yapmadım da
bunlar oldu evresine geçmediği sürece
 dünleri tüm bugünlerine yansıtacaktır.

Yarınlar için sağlam kalan tek şey Umut etmektir. Böylece hayatına risk almadan devam edecektir.
Risk diyorum çünkü korkuyu tedbirden ayırmış olması X kişisine
Y yaptıysa A da yapar B neden yapmasın C bitecek sonuçta gibi yaşamdan habersiz kılan Kurgulara meyletmesini sağlar.

Şüphe ve kuruntu insani diri tutan ve aynı zamanda kendi içinde eriten bir oluşumdur. Takıntı - saplantı- kaç kovala yada tam tersi boş ver - hepsi aynı gibi yaşantısına yön veren icatlar çıkarır.

Y yüzünden sonraki gelecek olan tüm A, B, C... kişilerini yargılamayın. Değiştirme yada benzetmeye çalışmayın.


Kendinizi bulun ve saati
 ters yönde döndürmeye çalışmayı bırakın.
Belki serbest bırakmak sizin sıranıza
 daha çabuk ulaşmanızı sağlar

Dipnot: Sadece alarm kurup yatmak
yerine kalmak için de niyet edin.




                                         
                                                                                                           ^ Serkan.yyk ^

24 Mayıs 2017 Çarşamba

Bir Kadın ve Bir Adam

''Bir kadın ne kadar güzelse o kadar şansız / Bir adam ne kadar iyiyse o kadar yalnız''































Ey hat.!

















Gönül derde düşmüş yürek kör bir kuyu
Kalp atmacalar peşinde
Kurumuş yalnızlığın suyu

Sevda üşüşür derya deniz gözlerinde
Aklım kapılır çığ misali sözlere
Başım başıma üşüşür de
Zihnim farkındadır bu yangın benim içimde

Gitme derim aklımın en ücra köşelerine
Hükmümde yok keremim de
Düşersen sende bir gün bu derde
Yürekte atar kalpte çarpar sevda ininde

Yapamam öyle hesap kitap
Gönül bu yanarsa düşerim bitap
Aklıma gelişini seveyim senin ey hat

                                                            ihtiyacı olan alabilir. öyle demiyor mu üstad
                               Şiir'ler onu yazana değil, ihtiyacı olana aittir.

Dün / Bu gün / Yarın

İnsanlar
Çok enteresan değil mi? Sizce de bir gün önce ölüp biterken bir gün sonra nasıl da yaşayabiliyor. Temelinde Yaşama İçgüdüsü ve akabinde Belirsizlik varken ne de güzel yok sayıyor. Olup biten yaptığı yapmadığı birçok şey varken nasılda vurdumduymaz yada fazla önemseyebiliyor yaşadıkları/yaşayamadıklarını.


Misal sevgiyi ele alalım. 
Varsayalım birini seviyorsun. Onu özler,düşünür hatta hayaller kurar. Arar sorar mesaj atar merak eder yaşama içgüdüsü burada bu faktörleri devreye sokar.
Bilinmezlik ise  peşine,neden aramadın sormadın mesaj atmadın hediye almadın veya bir şey yapmadın diye takılır. Farkında olanlar an dediğimiz
zamanların keyfini sürerken.
Görmezden gelenler bilinmezliğin getirdikleriyle yüzleşir.

Enteresan olduğu kadar
 ironi bir durum bu bana göre
 Şimdi sevdiği olmayanı da düşünelim;
   Sevdiğin yok haliyle düşünmek
 konuşmak, aramak, sormak, özlemek
ve hatta merak edilesi
 bir şeyin yok demektir.
Yaşama  içgüdüsü burada sana
 farklı kapılar açıyor misal;
 Boş vermek hak etmediğini yada
 hak edilmediğini düşündürmek
Olmadı diye yakındırıp olması için
 hiçbir hamle veya girişimde
 bulundurmamak gibi.
Belirsizlik ise;
Tam tersi olanları sunuyor; olma ihtimali olabiliritesi ve hatta neden olmasınlar

Şimdi kişi kendinin yani yaşama içgüdüsü ve belirsizlik durumlarının ona olan zarar ve faydalarını hesap eder eder de aldırış etmez. Zihnen adaptasyon olmada odaklanmada problemler yaşadığından. Kader / irade ve inanç  üçlemesinden bağımsız hareket eder.
Oysa zor değildi. Sevmek yada sevilmek
Evvelinde istemek hak etmek mesele düşünme ve düşündükleri arasında ikiye ayrılan, Yetinme / kabullenmedir.
Seviyorsan, sevgini  kabulleneceksin
Seviliyor isen bununla yetineceksin.
Çarpıtmaya gerek yok bunu
Misal kabullendiğin sevgi karın doyurmuyor yada
Sevilmek yetmiyor gibi içinde olduğun düştüğün yada yaşama ihtimalin olan duyguları yumurta mi tavuktan tavuk mu yumurtadan sorusuna çevirmek tamamiyle kendi seçiminiz çünkü kimse horoza sormaz bu soruyu. Asıl cevabı net olan o dur çünkü.
Kimse kendine bakmaz ve bakmadığı içinde elinde hazır olan veya olma ihtimali olan sevmek/sevilmek ile ilgilenmez.

Sevgi karşılıklı olan bir şey değildir.
Karşılıklı olan  şey ilişkidir.
Bunu kavramalı insan.
Farkedebilmeli ve bilinçlenmeli,
Bilinç altına alıp bastırdığı herneyse
 dünde bırakmalı
Unutmaktan yada görmemezlikten
bahsetmiyorum.
Dünü, bugün ve  yarınlarına perde olarak
 çekmemekten hatta set olarak
önüne almamaktan bahsediyorum.

Örneğin; Dün bir işe başladınız ve bitiremediniz diyelim
Bugün olduğunda  yada yarınlarınıza bu işin sadece bitmemesi sonuca ulaşmaması kısmını taşımak bu
Bilinç tebdirlidir her zaman kendi senaryolarını da size yansıtır. Siz yarın olduğunda o bitirmemiş olduğunuz işin bitirilmediği kısmını dahil ederseniz/işten çok düşünceye yenilirsiniz.

Bilinç ve altına attıklarımızı ayırt etmeye çalışın.
O işe yoğunlaşın
Çünkü temel olan o iştir. Bitmesi yada bitmemiş olması tamamen zamanla alakalı
Zamanı ayraç olarak almayın her gün bir yenisi veriliyor. Siz bugüne dünün zamansal kalıntıları ve çokta önemli olmayan bitme sonuca ulaşma eylemlerini taşırsanız. Bugün ve yarınlara yeni bir sorun hesaplanmamış bir düşünce eklemiş olursunuz.
Bu söylediklerimden unutma eyleminde başarısız olanlar sınıfta kalır.
Görmezden gelenler baraja takılır.
Umursamayanlar gerçekten uzaklaşır.
Dikkate alıp dünü dünde bugünü bugünde yarınlarıda geldiği anda yaşamaya çalışanlar ise somut olan işler olaylar ve durumlardan gerçek manada tecrübe sahibi olur. Soyutluk zaten bir yerde kalamaz.
Duygular, hisler, özlemler, düşünceler ve bilgiler zaten istesek de dünde bırakılmaz. Aslolan çıkardıklarımız ve çıkarttıklarımızdır.

Yarınlara umut taşımak istiyorsaniz dünden kalma keşkeleri ve bugünden oluşan pişmanlıkları  tecrübe adı altına toplayıp  bir kenara bırakın.

Dün        / keşke
Bugün  /  iyi ki
Yarın    / pişman
Olmak istemiyorsanız Umuda sahip çıkın üçünün toplamı ona çıkıyor.

Farkedebilenler, görenler, hissedenler ve düşünenler; tecrübeye,
geri kalanı bahanelere bir yenisi ekler.

Ne ekleyip ne çıkardığınıza dikkat edin . .

23 Mayıs 2017 Salı

Aşkın en uzun hali


Seyre doyum olmayan hisler vardır ya hani zamanında sizlerde hissetmiş,yada yaşamış en olmadı duymuşsunuzdur. 
Herkes bir keşfe çıkmıştır kendi içinde ve hatta onun yerine işte onlarda birinin dile düşüşü


Seni yeniden keşfediyorum
Sen benim Sevgimin demi  
Yüreğimin rengi, aklımın kalbime düşüşü

Fikrimin damla damla göl oluşu
Gözlerimin mısralara vurmuş hali

Sen benden önce benliğime işleyen 
Sen bundan sonra bensiz kalmayan 
Sen en önemlisi de artık sensiz yapamayan  bir Ben çıkardın ortaya

Kışın ortasında açan güneş misali ısıttın içimi 
Akşam olunca çöken karanlık bile söndüremez senin içimdeki  aya benzer gülüşünü

Kısacası yok bunun sevgili  
Tarifi mümkün olmayan hisler besliyorum sana 
Aşkın en uzun haliyle seviyorum seni ..





İşte dile düştükten sonra geriye kalan sadece Sizsinizdir.
Yılan derisini değiştirir de eskisini bırakır ya
Artık siz hangisi iseniz   oyalanın biraz daha.....



Ben susuyorum hadi Sen konuş..


Konuşmak bazen susmaktan geçer

Bir kelimenin onlarca anlamı varken
Bazı durumlarda anlamı, çıktığı kişiden çok ulaştığı kişiden alır
Öyle nemelem bir şeydir ki
Sen söylemekten çekinir karşındaki duymaktan
Söylesen boşa çıkacağından Yitip gideceğinden söylediğin gibi karşılanmayacağından korkar hale gelirsin
Her şeye gidersin de bir o cümleye gidemezsin
Gelmek istersin de bir ipe bağlanmış gibi gerisin geriye dönersin
Karşındakinin durumu da en az senin kadar parlak

Hani fener güneşli havada hiçtir de karanlıkta yol gösterir ya öyledir işte bazı kelimeler bazen

















Susarsın ancak
Kaçtığın gelecekten içindeki âna

Sitemindir susmak
Yada kaçınmaktır konuşamamaktan

Hiç olmaktan bir hiçe dönüşmekten kaçarsın
Ekseriyetle de kendinden uzaklaşırsın
Gideceğin yerin muamması ürkütür bazen,
 bazen de Sustuğun için kızarsın.
 Çoğu zaman Konuştuğun için.Çünkü
bilirsin Anlayanın yoktur artık.











22 Mayıs 2017 Pazartesi

Gün gece İçime düştüm..

Yine, yeni sıradan bir gecenin en sakin belki biraz sessiz ama tam anlamıyla sensiz geçen,gecelerden biri daha baş ucumda duruyor,yastığa inat uykuya zıt ve güne umutsuz bakan zifiri karanlık bir gece.
Kalemle kağıdın rafa kaldırıldığı şu saatte, saat demişken hep Sensizliğe koşan bir yelkovan-akrep ilişkisi.
Bu arada Yenide bir isim buldum Gelecek Gecelere
-Saat 12 ve Gün Gece İç İçe- diye
sanki gelecekmişsin gibi ikiye ayırdım zamanı
geceyi-güne karıştırıp saatinde Tik takını koparıp attım.
Kopmak demişken sevgili en son Sen giderken
kopmuştu bir Kıyamet ama Kızılca Kıyamet;
Kalbim aklıma inat çarpışırken, göğsüme gelen kaburga sesleri girmişti araya ve içime içime göz yaşı dolmaya başladı tam hıçkırıp kurtulayım derken
taa derinden bir ses -Ben hala buradayım- dedi. Hafızam benimle oyun oynuyordu anlaşılan  yine içime attım ve Üzerine bir bardak çay patlattım uykuyu da sabaha bıraktım. Diyeceğim o ki; Bu gecenin de Hesabı yarına artık..





















Alışıyorum galiba..

Ufaktan başladım dünkü yazdıklarımı silmeye yüz tutmuş artık kalemimgelmeyeceğini bile bile mutluluk hayalleri kurmaya üşenir oldu.S...tir et diyo içimdeki sensizlik s...tir etBelki yazmazsam unuturum belkide avunurumkimbilir belki daha fazla hatırlamam sanıyorum.Avunmak demişken sahi nasıl uyuttun bunca zaman gitmeyeceğim/unutmayacağım diyeanlatsana;Kızgınlığımdan değil merakımdan soruyorumbanada söyle bende kandırabileyim kendimisenden sonra söz dinlemez oldum biraziçimle hep bi harp içindeyim  birazda asabiyim bu aralarBir gün bende terk edeceğim kendimifazla oldum artık deyip yada Ben kovarım kendimi içime içime sokarakdışımada biraz küfrederim gülmeyi öğrenemedin diye

Bakarsın düzelir aman boşver
                                                  Alışıyorum galiba..














En Kara ve Sessiz gece

Bilirim ben bir seslensem 
bütün Yalnızlar dökülür Akşam olunca,
Yıldız misali Parlar ve çoğalırlar sessizce;
Liste başı müziklerin hiç dinlenmediği
sesini Halktan başkasına duyuramayan
Ozanların tekrar tekrar Sazı eline aldığı sıradan ama
 sır dolu bir gece Çünkü bu gece daha Kara ve Sessiz geçecek

Ey sevgili bu gece ayırdı Seni, Biz'den
Beni de Biz olamamış gelecekten..

İşine bak Sen; Ben Nöbeti tutarım..yine






Zaman gibi bende değiştim artık 
nöbetini tuttuğum aslında kendi kırıklarım..



Ben'den çıkarsan Hiç olursun


Bu gecede uyumak için uyuyorum.Yeni bir güne uyanmak için yatmayı unuttum sayende  Uykum olduğu halde uyumadığım gecelerle dolu ömrümün bir kısmı ve yarısı da onların verilemeyen hesaplarıyla 
Şimdi sorarsan bana senden kalan son gecenin bitmeyen karanlığında sabahlıyorum.
Anlayacağın yine 
Gecenin hesabı bile Sabaha kaldı.Sorma bana Geceleri,Yalnızlık derim 
Sensizlik derim 
Sen bile çıkamazsın içinden. .

Özne / Nesne/ Yüklem ilişkisi olmalı

Bu gecede Sensizlik döküldü dizelerim den yine içim sızladı Elim titredi o malum Cümleye geldiğimde
Gitti diyemedim de Yalnızlığımdan dert yakındım 
çok zor değildi 
Aslında gitti yada ayrıldık demek.
Kabullenmek değil mesele 
Kelimelere dökebilmek 
Çünku öyle bir cümleki bu

Yüklemine ne sorarsam sorayım Seni bulamadı o kadar . . 



[| S.yyk |]

Dün'den kurtulmak zordur

Ufaktan başladım dünkü yazdıklarımı silmeye yüz tutmuş artık kalemim gelmeyeceğini bile bile mutluluk hayalleri kurmaya üşenir oldu. S...tir et diyor içimdeki sensizlik s...tir et Belki yazmazsam unuturum belkide avunurumkim bilir belki daha fazla hatırlamam sanıyorum.








Avunmak demişken sahi nasıl uyuttun bunca zaman gitmeyeceğim/unutmayacağım diye anlatsana;Kızgınlığımdan değil merakımdan soruyorum bana da söyle bende kandırabileyim kendimi senden sonra söz dinlemez oldum biraz içimle hep bir harp içindeyim  birazda asabiyim bu aralar.  Bir gün bende terk edeceğim kendimi fazla oldum artık deyip yada Ben kovarım kendimi içime içime sokarak dışıma da biraz küfrederim gülmeyi öğrenemedin diye Bakarsın 
düzelir aman boş ver Alışıyorum galiba..

Şair de küser şiire

Canı cehenneme Şiirlerin 
Şairlerin de nesli tükensin artık.
Hiç bir mısra veya dize seni ifade edemez oldu
Alfabe bile küsmüş  harflere; Kelimeler,  senli cümle kurmaktan aciz kalmış 
Edebi kurallar bir kenara kafiye bile baş kaldırıyor yokluğuna

Yani diyorum ki; Gelsen ne güzel olur

Dili çözülürdü Kalbimin 
Sesi duyulurdu Sevgimin


                           Şiirler özler şairi /kalp niye özlemesin sevdiğini

Gitmek mi ?

Sen gittiğini sanırsın ama aslında sırtını döndüğün için göremezsin.Bakmak ve görmek o kadar farklı işte

Ölçülemeyen en uzak mesafe 2 Kalp arasındadır

Mesafe

Yakın ile uzak arası bir yerdir mesafe
Ne gidilir  nede dönülür o yoldan.
Bakarsan Ağrı dağı yüksekliğindedir
Bakmaz isen Burnunun ta ucu kadardır işte..
           Hepsini geçtim İki veya üç Kelimenin
yan yana gelmesi Mutlu edebilmeli İnsanı
bazen çokta uzatmayacak Şair, Şiiri . . .





imza 'S.yyk'

İçimizdeki Şehir daha kalabalık

İçimize attığımızdan olsa gerek yaşadıklarımızın az oluşu.
Öyle büyütürüz ki  bazen olanları ;
   Bir şehir kurmak gerek, içimizde olanları yaşatmak için  ve
En güzel eve onları koyar gün aşırı ziyarete gidersin. Bazen bir bakış, bazende bir resim, müzik, şiir ve hayal eşliğinde
Gönülden  salıncağa binip düşlerini sallarsın o şehirde..


Bugün iki hayat yaşamaya karar verdim.

Biri nefes aldığım bu hayat,
diğeri nefeslerin tutulduğu  içimdeki hayat.
Bir şehir kurdum ve  içimde o kadar çok sokakları gidilesi görülesi yer var ki;



Kalp bahçemi görmen gerek mesela
rengarenk sen kokak çiçeklerle dolu
Gönül  seramda yetişen duygularımdan tatmalısın.
Yürek kafemde oturup
hayallere çay katıp içmemek olmazdı tabi
Gece bir başka olur ışıl ışıldır.
Hafıza tepesinden görülesi bir yakamoz
Gündüzler daha sakin olur dil sokağım
Tek tük hece  satıcıları ve
birkaç yutkunan seyyarlar hepsi bu
Birde gitmemen gereken yerler var ki,
Ben bile uğramam,
dışımdan kopupta oralara
Bir adı Ayrılıktır.Bir adı Yalnızlık
Birde bekçileri vardır unutkanlık,
Sen sen ol ey Şehrin sakini

Güvenmediğin kimseye açma sevgi kilidini
Ve sen Hoş geldin Şehrimin efendisi





Bazen gök gürler yağmuru gözden düşer

Bugün Sen kondu hatırAğacıma
Ve ben yağmura yakalandım
Beni ıslatan mavi gökyüzü degildi
Yeşil bir gözdü idi
Gözden evvel bir sözdü

Ve ben "unutmayacağım"


21 Mayıs 2017 Pazar

İnciler.. döküldü dimağımdan damağıma..

AŞK arsızdır
Sokacagini bildiği halde arı kovanını çomakla karıştırmani söyler

    Arının sokması karıştırmaktan alıkoymaz seni
Tıpkı gitti diye sevdiğin, sevginin sende durması gibi

//S.yyk//



Konuşamamak
Seni anlatmak için cümlelerin yetersiz kalmasıydı
       Çünkü sen tarifi sadece yaratana mahsus bi şahesersin..

|S.yyk|



Yalnızlıktan doğan bir mecburiyet değildir kendin olmak
Teslimiyettir aslında
Yaranamadıklarımızdan açılan yaralara..

[S.yyk]

Susmak/konuşmak(kendine)





Konuşmak bazen susmaktan geçer
Bir kelimenin onlarca anlamı varken
Bazı durumlarda anlamı, çıktığı kişiden çok ulaştığı kişiden alır
Öyle nemelem birşeydir ki
Sen söylemekten çekinir karşındaki duymaktan
Söylesen boşa çıkacağından Yitip gideceğinden söylediğin gibi karşılanmayacağından korkar hale gelirsin
Herşeye gidersin de bi o cümleye gidemezsin
Gelmek istersinde bir ipe bağlanmış gibi gerisin geriye dönersin
Karşındakinin durumuda en az senin kadar parlak

Hani fener güneşli havada hiçtirde karanlıkta yol gösterir ya öyledir işte bazı kelimeler bazen
Susarsın ancak
Kaçtığın gelecekten içindeki âna

Sitemindir susmak
Yada kaçınmaktır konuşamamaktan

Hiç olmaktan bir hiçe dönüşmekten kaçarsın
Ekseriyetlede kendinden uzaklaşırsın
Gideceğin yerin muamması ürkütür bazen, bazende
Sustuğun için kızarsın kendine

Herkes, her şey  ve hiçbir şey// hiç edilmemeli susarak

Vazgeçme(dim/k)


Belkide umutların kırılıp hayatın çelme taktığını sanıp pes ettiğimiz için kaybetmemişizdir
                                         
Onlarin yerine umut etmek vazgeçmemek ve yerden kalkmayı seçmedigimiz içindir kaybımız

Sevmeyi bırakmanın hiçbir bahanesi yoktur ölümde olsa
 inanıyorsan vazgeçmeyeceksin.
                                           
        🕛🕐🕑🕒🕓🕔🕕🕖🕗🕘🕙🕚🕛                                                      
                        /Serkan yyk/