Sen, bir dize/mısra olsan, alfabeyi peşine takar sana ulaşmak için tüm var olan kelimelerden bir köprü kurardım. Ama sen, henüz konuşulmamış kelamların cümleye sığmamış halisin ve Yaratıcının eseri olan bir tanıma layıksın. Alfabeler seni tarif etmekte eksik ve yetersiz.
Sen Yaratıcının hediyesisin, yeryüzüne düşen.
Artık vaktine esir nasip olarak beklemek düşer sana, ve vaktin hizmetkarı olan benim payıma.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Artık
Bir kuru gürültüye pabuç bırakır mıyım sanıyorsun.
Öyle kalbimi tokmaklayan tik taklar yetmez. Feth etmen gerek tüm hücrelerimi.İstilada kabulümdür
Sen yeter ki niyet et, ben kandırmaya hazırım gardiyanları. Gelen sen ol şayet hazırım kanmaya..
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Bir kişiye daha yer kalmadı gönlümde. Artık gelsen de dolu gelmesen de.
Boşaltmaya gelirsen şayet ;yeterse gücün yılmadan, usanmadan bir bir olanları atmaya hiç sorma çık gel.
Gel ki geldiğin gibi karşılanasın.
Tarumar etmekse tarumar edelim. Yeniden inşa etmekse inşa edelim.Tek başıma bir halt beceremediğimi ispat et bana. Ben de yardımına boyun eyeğim.
Sen ustam ol ben çırağın. Aynı gönülden nasiplenelim.
Herkes gider miydi sahi ? öyleyse: Düzeni bozmak istemedi.. İlahi Aşk,her nerede isen kurtar beni bu ölümlülerden.Zira Onsuz sadece yalnızım ama Sensiz hep eksiğim ..
Düşünceleriniz
Dimağınızda yer bulan düşünce, fikir, benzetme,eleştiri,bilgi ve bakış açılarınıza açığım..
18 Eylül 2017 Pazartesi
Serzeniş ..
Serzeniş ince bir uğultu gibidir.
Hani şu yağmur öncesi bulutların dansı,
Fırtına öncesi sessizlik,
Aşk öncesi sevdalık,
Ölüm öncesi yaşam gibi yani.
Bir yıkım öncesiydi serzeniş, kalabalıktan yalnızlığa,
Gürültüden sessizliğe,
Sessizlikten sensizliğe,
Dışımdan içime doğru çöküşün, birer artçı sarsıntısıydı.
Odun iken işlenen, kalem olup çizen kağıt olup çizilen bir ağacın, kışı sevmesiydi serzeniş.
Ser verip sır vermeyen ve bu yüzden sürekli hayıflanan, sözüne sadık olanın dışlanmasıydı serzeniş.
Bir yok oluşun,öncüsü
Dili lal olanların, sözcüsü
Kaybeden olmanın, ön görücüsüydü serzeniş.
Tavla da son taş, gözlerden akan ilk damla yaş, savaşta son şans, gözünün üstündeki kaş, kafa da son saç teliydi serzeniş.
Bir yok oluş hikayesini anlatan kitabın adı, onu yazanın belki de son anıları, bir filmin fragmanı, doğrunun ispatı, davanın seyrini değiştiren, suçtan evvel suçluyu görenin tek tanığıydı serzeniş.
Her şey bir yana susulanların ifade şekliydi.
Yıkımdan evvel son seslenişin, ölmeden evvel son nefesin, biçime bürünen son haliydi serzeniş.
Artık serzeniş bitti. İniş başladı.
Dibe çöküşümüz hayırlı olsun..
Bunu hep beraber başardık..
Hani şu yağmur öncesi bulutların dansı,
Fırtına öncesi sessizlik,
Aşk öncesi sevdalık,
Ölüm öncesi yaşam gibi yani.
Bir yıkım öncesiydi serzeniş, kalabalıktan yalnızlığa,
Gürültüden sessizliğe,
Sessizlikten sensizliğe,
Dışımdan içime doğru çöküşün, birer artçı sarsıntısıydı.
Odun iken işlenen, kalem olup çizen kağıt olup çizilen bir ağacın, kışı sevmesiydi serzeniş.
Ser verip sır vermeyen ve bu yüzden sürekli hayıflanan, sözüne sadık olanın dışlanmasıydı serzeniş.
Bir yok oluşun,öncüsü
Dili lal olanların, sözcüsü
Kaybeden olmanın, ön görücüsüydü serzeniş.
Tavla da son taş, gözlerden akan ilk damla yaş, savaşta son şans, gözünün üstündeki kaş, kafa da son saç teliydi serzeniş.
Bir yok oluş hikayesini anlatan kitabın adı, onu yazanın belki de son anıları, bir filmin fragmanı, doğrunun ispatı, davanın seyrini değiştiren, suçtan evvel suçluyu görenin tek tanığıydı serzeniş.
Her şey bir yana susulanların ifade şekliydi.
Yıkımdan evvel son seslenişin, ölmeden evvel son nefesin, biçime bürünen son haliydi serzeniş.
Artık serzeniş bitti. İniş başladı.
Dibe çöküşümüz hayırlı olsun..
Bunu hep beraber başardık..
13 Ağustos 2017 Pazar
Hisler Afrika sıcaklığı
Size de oluyor/geliyor mu bazen
Bi süreliğine ölmek istenecek kadar, en derinden gelen yalnızlık hissi.
Hani 3 günlüğüne ölseniz.
Sanki herkes sizi görecek belki de duyacak ve hatta sevecekmiş gibi..
O kadar hissiz yalnız ve bi başına kalan biri gibiyim bu aralar. Sanki ölürsem, görecek duyacak; yaşarken farkımda bile olmayanlar.
Buna sebeb ne sendin nede bir başkası bu tamamen alın yazısı, işte bir gün öleceğim ve herkes beni sevdiğini söyleyecek hatta üzülecekler ölüm haberimle..
Mezar başımda bi süre kalabalık dualar göz yaşları eşliğinde.. Aradan günler geçtikçe azalan bir kalabalık.
Sosyal mecralarda ard arda koyulan boy fotoğraflarım,en meşhur yalanın başı olan sevgi sözcükleri..
-"Olmadı koca yürekli adam erken göçtün aramızdan.. Unutulmayacaksın.."
Mezar başımda bi süre kalabalık dualar göz yaşları eşliğinde.. Aradan günler geçtikçe azalan bir kalabalık.
Sosyal mecralarda ard arda koyulan boy fotoğraflarım,en meşhur yalanın başı olan sevgi sözcükleri..
-"Olmadı koca yürekli adam erken göçtün aramızdan.. Unutulmayacaksın.."
En büyük yalan değil miydi gidenlerin unutmayacağım kalanların ben de sözü..
Bu yalanı kimse üstlenmez oysa ben bugün sahipleniyorum.
Çünkü yukarıda bahsettiğim her şeyi yaptım. Ve hak ettiğim sonda, bunlar başıma gelecek buna razı gelip kendimi kapattım.
Unutmadım belki ama hatırladığımı da söylemedim. Tetiği çekmedim sadece, ama azmettiren bendim.
Sevdim çokça ama söyleyen değildim.
Sevdim çokça ama söyleyen değildim.
Ve yaşadım belki ama ölmeyi daha çok sevdim. Ölünce susacaktım ve tüm suçlar geride kalanların olacaktı. Kendimizi böyle kandırdık işte..
Sevmekten, yaşamaktan, söylemekten ve hatta cesaret etmekten kaçınmak için,ölmeyi daha çok dillendirip istedik ve daha sevdik.
Sevmekten, yaşamaktan, söylemekten ve hatta cesaret etmekten kaçınmak için,ölmeyi daha çok dillendirip istedik ve daha sevdik.
Bu gün değil belki ama bir gün öleceğim. Ve sakın ardımdan beni sevdiğinizi söylemeyin.
Ben yaşarken söylemediğim her şeyi kabullendim.
Sizler de ölünce kabullenin ve sakın fotoğrafımı alıp ana sayfayı işgal etmeyin. Duvarınızı benimle kirletmeyin. Hak etmiyorum. Etseydim yaşarken ben size söylerdim, sizler de bana demek ki hak etmiyoruz.
Ölünce mi gelir aklımıza gidince mi..Ben söyleyeyim Sevince..
Sizler de ölünce kabullenin ve sakın fotoğrafımı alıp ana sayfayı işgal etmeyin. Duvarınızı benimle kirletmeyin. Hak etmiyorum. Etseydim yaşarken ben size söylerdim, sizler de bana demek ki hak etmiyoruz.
Ölünce mi gelir aklımıza gidince mi..Ben söyleyeyim Sevince..
İlk kez belki de son..
Sevmediğimi söylediğim kişiler dahil, her insan olmaya yakışan insanlar; Seviyorum her birinizi tek tek benim sorunum söylememek sevmek değil,bilin isterim
Sevmediğimi söylediğim kişiler dahil, her insan olmaya yakışan insanlar; Seviyorum her birinizi tek tek benim sorunum söylememek sevmek değil,bilin isterim
Bu gün söylemeyi seçiyorum. Duyun istedim.
Seviyorum.. Serkan.. Tanıdığı herkesi seviyor
(sevmiyorum dediklerini iki kat fazla)
Söylemeyi beceremediklerim sizleri susacak kadar seviyorum...
Söylemeyi beceremediklerim sizleri susacak kadar seviyorum...
,
Üzerinize alınmayın sakın, alırsanız mecbur hissedip sizler de söylersiniz. Ben içimden geldi diye söylüyorum sevdiğimi,
Sizde birinden duymadan, ölmeden, gitmeden evvel içinize bakıp hissederseniz söylerseniz
Mecburiyetten daha güzel hissettirdiğine de şahit olursunuz.
Sizde birinden duymadan, ölmeden, gitmeden evvel içinize bakıp hissederseniz söylerseniz
Mecburiyetten daha güzel hissettirdiğine de şahit olursunuz.
Ben Serkan yyk hepinizden özür diliyorum. Sevgimi ve sevdiğimi sakladığım için.
... Afrika'da bir Türk...
22:20 / 01,07,2017
Düşünce Aynası
Bir gün yalnızlık yatağımdan kalkıp seni aramaya çıkarsam bil ki kendimi kaybetmeye karar vermişim demektir.
Sensizlikten doğan her mısra için ektiğim papatyalar şahit senin bende var oluşuna.
Göz yaşlarımla beslediğim çiçek bahçemde açan ilk çiçeğe senin adını koymadığım için mi kırgınlığın. Oysa ki her yaş damlasından evvel adını zikrederdim ve her solan çiçek bizim birlikte olmayışımızın bir nişanesi.
Şimdi bir bahçe dolusu sen ve ben varken biz çiçeğinin adına senin adını koymam yakışık olmazdı bende ona Umut diye seslendim.
Her Unutmaya kalktığımda yeşeren bir Umut ağacım var artık.
^Serkan.yyk^
Tüm alfabeleri toplasam heybeme yine bir tarafım aksak kalır. Nedeni Sol yanımda olan Sen'in vücut dengemi bozguna uğratan bir üstünlük kurmandır.
^Serkan.yyk^
Bence risklerin ikincisi;
Tarumar edilmesi ve hatta unutulması için bir kaç sene gibi kısa bir sürenin yettiği kişilerle yaşanılan Anılardır. Siz biriktirmek için korumak için kendinizden verirsiniz. Onlar 1 yıl sonra sıfırlar.
Birincisi zaten ölüm, mutlak tadacak olmamıza rağmen yaşıyor olmamız.
^Serkan.yyk^
Güneş tutulmasına benzer bazı kelimeler ve anlamları. Gözlüğü olmayan bakmaya cesaret bile edemez.
^Serkan.yyk^
Sol yanımda Sen oldukça sağ çıkamıyor içime girenler.
Bir kitap olsan ve ben kapağına bakıp okumaya kalksam. Önsöz çarpsın beni ve içindekiler kısmı tutuklasın gözlerimi.
Sen görülüp de okunacak kadar az mısın ki
Seni görenler yahut gördüğünü sananlara yazıklar olsun.
Sen görülüp de okunacak kadar az mısın ki
Seni görenler yahut gördüğünü sananlara yazıklar olsun.
^Serkan.yyk^
Çok fehimsiz çıktın be sevgili
Bu kadar da olmaz dedirten bir yokluk olmamalı.
Bu kadar da olmaz dedirten bir yokluk olmamalı.
Dilhun değilim lakin dilvin yanlarıma kramplar giriyor sen somurtunca. Tarifsiz bir duygu bu ne yazık ki buralar da adına Sensizlik diyorlar..
^Serkan.yyk^
10 Ağustos 2017 Perşembe
Güzel= Sevmek & Sevilmek
Güzellik görecelidir derler ya hani,sevgi güzel şey ;sevdiği için mi güzel olur bir insan güzel olduğu için mi sevilir hep bir muammadır.
Belki çok güzel değildi ama güzel bakıyordu
Güzel değildi belki de baktıkça güzelleştirirdi.
Belki güzel değildi ama çok hayal kurdururdu, vakitli vakitsiz uyutur gibi düşüverirdi hayalhaneme.
Önce akıl terk ederdi sonra bilinç ve ardından arafa giderdim yaşım reşit. Arkadaşım rüya karşıladı beni dostu vardı serap giderdik düşler ülkesine elim ayağım dolaşırdı yaklaştıkça sana
Güzel değildi belki ama sevdiğimi hissettirdi bana
Çok güzel değildi belki ama hayatı, hayattan ayıran hayali o kurdurtur du.
Rüya girdi ilk odaya ardından serap ve ben bilinci bulanık hayalperest olan ben girdim hayal hanemin odasına. Araftaydım anlasana tek başıma gelemezdim, korkak yetiştirdi hayat beni ve bu hayalime bile erişti.
Kısa süreli bir irkilmeden sonra sen görünürdün odam da
Güzel değildin anlasana çok derin bakardın ben o derinlikte yüzünü göremezdim,güzel diyemezdim sana, güzellik; dünyalıktı ve ben imkansız olana, hayale sığdırdım seni, sığdırdım dediysem iki kaşını, gözünü, kulağını, elini ayaklarını...
Yoksa tutkunu, sevgini, düşlerini,fikirlerini ve benliğini sığdırmak mümkün mü..
Güzel değildin belki ama güzel sevdirdin.
Çirkin olan bendim Seni daha fazla sevemedim..
Nasihat ve Akıl
İnsan kendini bulmaya başladıkça,her şey daha zorlaşıyor.
Anlamaya başladıkça, daha karmaşık oluyor.
Çünkü değişen sadece siz ve düşünceleriniz olursa,
geri kalan herkes aynılaşıyor.
Anlamaya başladıkça, daha karmaşık oluyor.
Çünkü değişen sadece siz ve düşünceleriniz olursa,
geri kalan herkes aynılaşıyor.
Ne isterdim bilir misiniz
Söylemezsem nerden bileceksiniz
Mesela, bir şiir sahibisiniz.
En çok hissiyle, düşüncesiyle kavrulduğunuz şey
beğenilmek midir ?
itibar görmek midir ?
Yoksa anlaşılmak mıdır?
Söylemezsem nerden bileceksiniz
Mesela, bir şiir sahibisiniz.
En çok hissiyle, düşüncesiyle kavrulduğunuz şey
beğenilmek midir ?
itibar görmek midir ?
Yoksa anlaşılmak mıdır?
Ben bunların hiç birini beklemiyorum.
İstediğim şey, insan olduğumu ne kadar kırıkta olsa bir kalp taşıdığımı, incinebilir bir canlı olduğumdur.
Beni kendine, davranılmasını istediğin biri gibi ve kendi de öyle davranan biri gibi bilin.
Sev yada sevme, beğen yada beğenme.
Her iki durumda da insan kimliğine yakışanı yap.
İstediğim şey, insan olduğumu ne kadar kırıkta olsa bir kalp taşıdığımı, incinebilir bir canlı olduğumdur.
Beni kendine, davranılmasını istediğin biri gibi ve kendi de öyle davranan biri gibi bilin.
Sev yada sevme, beğen yada beğenme.
Her iki durumda da insan kimliğine yakışanı yap.
Bilirsiniz sizde
Dünya bir sistem üzerine kuruludur. NASIHAT veren AKIL alır. AYAR verenin ise AKLINI alır.
20 Haziran 2017 Salı
Ölüm ve yaşam_1
Şimdi bir ev düşünün.Evin her odası kendine has uslüp ve düzen içinde dayalı döşeli ve dizayn edilmiştir.Kullanım şekline göre bir sistem üzerine planlanıp inşa edilmiştir bunda hemfikiriz
Şimdi O evi Dünya'ya benzetin;
!-Misal Mutfağı; ortak kullanım alanı olan Çevremiz, Sokaklar, Şehirler ve Arabalar olarak,
!-Oturma odasını ise iş yerlerimiz,dükkanlarımız daha çok kişisel kullanım alanları değil de belirli durumlarda kullandığımız yerler olarak,
!-Wc/Banyoyu ise, Alış veriş mağazaları ve Marketler olarak ihtiyaç anında gidilen yerler
!-Yatak odanızı, Camiler,okullar,Kütüphaneler olarak yani aslında en huzur ve mutlu olunan yerler olarak hayal edin.
!-Koridor / Salonu ise Yollar ve Köprüler olarak düşünün
!-Balkonu ise Deniz ve Hava Taşıtları olarak
!-Son olarak Çocuk odasını kendi Dünya'nız gibi yani Benzettiğiniz Ev olarak düşünün.
Bunlar hiç birbirinden ayrılabilir mi ?
Ayrılırsa Ev olur mu ?
Biz insanlar bu sistemi çözemediğimiz için sürekli evin şeklini boyutunu hatta yerini değiştirerek bir düzen kurmaya çalışan canlılarız.
Ve sorun şu ki Bu benzetmede Biz insanlar Evin ( Dünya'nın) için de bile değiliz. Ahiretiz biz, ahiretteniz.

Bu yüzden planlar-hesaplar-hayaller Dünya ile sınırlı kalır ve biz oraya uydurmaya çalışırken, aslolan Ahiret'i unutur ve sisteme karşı hep yenik başlarız.
Sonuçlar bazen, arada bağlantı kuran ölüm gibi küçük sonlarla yada
kazalar ve yaralanmalar gibi küçük sonları hatırlatan olaylar olduğu zaman aklımıza gelir.
Ya sağlımız gitmiştir.
Ya bedenimiz
Her iki yolda da dünyalık bir şey kaybetmişizdir.
Bu bize Ahiret'i hatırlatmaya bir süre yeter.
Ya sonra; >>>

Etiketler:
#Serkan.yyk,
Ahiret,
Dünya,
Ölüm ve yaşam,
Önce/Sonra,
Vade,
Zaman
Ölüm ve yaşam_2
Sonra yine Ahiretlik olan bizler,
Dünya işlerine döner ki dönmek zorundayız ( ama unutmak zorunda değiliz yada ertelemek ) tekrardan bu döngüyü başlatırız.
Senaryolar değişmez.
Zaman,olaylar ve isimler dışında.Kısaca benzetme ve hatırlatmalardan çıkan sonuç şudur:
Ölüm, Dünya (ev) için bir son
Ev ( Dünya), bizim için kullanılamayan bir yer artık.
Ahmet'ler gider, Mehmet'ler gelir.
Ayşe'ler göçer, Fatma'lar taşınır.
Dünya bir Ev ise sahibi yaratıcıdan başka kimse değildir.
Yaratırken yok edeceğini ve Öldürünce, Dirilteceğini söyledi.
ve bizim yalancı / inkar edenlerden olacağımızı bildiği içindir ki
Ervah-ı Ezelde levh-i kalem yazmaya başlamadan evvel,
Bizler daha Dünya'ya gelmeden sadece bir Ruh iken Sordu..
+BEN SİZİN RABB'İNİZ DEĞİL MİYİM.?
-Evet SEN, BİZİM RABB'İMİZSİN. dedik.
İşte biz sırf Ev bildiğimiz Dünya'ya bunu yalanlamaya gelmiş gibi
hiçe sayar gibi temelli kalacak gibi yerleşme telaşına, ayak uydurma sefasına, daha fazlası olsun merakına, pervasız hırslara kapılıp,
misafirliği unutup Sonsuz Alemimiz olan Ahiret'e yüz çevirdik.
Bu yoksayıp Unutmalara,Sen/Ben/Onlar/Şunlar/Bunlar değil HEPİMİZ biraz yardım ettik.
Şimdi Ölüm veya hatırlatıcılarından biri başımıza gelse....
Benzettiğim Ev senin olsun.
Bana: gittiyse sağlığını,ölmek üzereysen hayatını ver diyecek, milyarlarca insan var.En başta ben olmak üzere.
Sözüm hem Meclisten içeri hemde kendimden,
Ölüm gelecek, hatta bazen bizlerden bazıları ona gider.
Ölümün gelmesinden daha kötü olanda budur ölüme gitmek ki Dünya gibi Ahiret'i de karartmaktır bu
Vadeyle yaşadığımız ve süresiz kalacağımız Hayat'ın Mutlu olmayan tüm sonları bu hamleye bağlıdır .
Amansız olan ölüme bir de zamansız gitmek, umut edilen her şeyden vazgeçmek demektir.
Ölümden öncesi hep kolaydır.Çünkü mutlaka bir yolu ve çaresi vardır. Yoksa bile Umut edilecek bir yarın vardır.
Korkarım ki asıl Hayat öldükten sonra başlayacak.
Eviniz de hangi odalara girerseniz girin, çıkarken mutlaka dış kapıdan geçeceğiz, Kabrimize şimdiden selam olsun.
...................................................................................................... 'Serkan.yyk'>16.06.2017...05:00
Etiketler:
#Serkan.yyk,
Ahiret,
Dünya,
Ölüm ve yaşam,
Önce/Sonra,
Vade,
Zaman
Sahne Senin_1
Düşündüm de eskisi gibi olmayan bir zaman diliminin, sanki figüran oyuncularıyız.
Ne her bölüm görünür nede göründüğümüz de dikkate alınırız.
Figüranız dedik ya illa birileri başrol olmalı.
Mesela bu film de Sizsiniz başrol.
Ben gibiler de Sizler gibilerinin aman bir şey olmasın aman düşmesin aman dikkat edin dedikleri bölümlere hunharca konulan kırılması önemsiz vazo gibi birer figüranlarınız.
İlk sahne;
Deklanşör öyle bir patlar ki sahneye çıkan Yıldız'ımıza sanki gökten Nur inmiş havası katıyordu.Bizler o sıra kalabalığın dağılmasını fırsat bilen işçi konseyiyle ve henüz farkına bile varamayan bölümler de olan biteni seyredenlerle çay içiyorduk.
Çay bizim en lüks aktivitemiz idi.
Zira başrol oyuncularını bile imrendirirdi çünkü onlar bizim odalarımıza hiç gelmezlerdi. İsterlerdi de Yönetmen ve bir takım prosedür izin vermezdi. Onlar da ayak üstü sallama Çay ile geçiştirirler. Bizim demleme Çayı da iç çekerek hayal ederlerdi. Ya da bizi kandırıyorlardı bilemeyiz ki iyi oyuncu bunlar.
Akşama ilk sahnenin kutlama yemeği var ayak takımı hariç herkes davetli evet evet ayak takımı dedikleri biz- onlar- şunlar. Sizin dışınızda kalan herkes onlar için ayak takımıydı.
Kaldı ki bir figüran ile başrol aynı masada olur mu şaşılacak iş bu bizimki de laf işte.
Neyse hazır onlar da yok ben size
İlk sahneyi anlatayım ister misiniz?
Sahne Senin_2
Yukarıdaki ilk sahne kısmı biz figüranların düşünceleri. Birde Sizlerin gördükleri ve düşündükleri var işte o
İlk sahne;
Büyükçe bir ışık sis dumanları ve filmin ve dönemin en parlak Yıldız'ı olan Siz sahneye adımını atar atmaz. Tüm seyirciyi kendine bağlamıştı. Çünkü yakışıklı, giyime dikkat eden, carizma, dik duruş vs vs sahibi biriydi(bana göre oyun hamuru istediğin şekle sokabilinen tek şey)
Esas oğlan siz öyle bilirsiniz. Esas kıza doğru yürür.
(Sizlerden bazıları aha bak bunlar sevgili olur aralarına da kötü kız yada erkek girer al sana kavuşulmaz Aşk hikayesi biliyorum ben bunu ya)
Öyle değildir ama bu hikaye sizin hikayeniz.
Sizi ayıran başka kötü bir erkek/kız karakterine gerek yoktur. Siz zaten ikisine sahipsiniz.
İhtiyacınız olan şey bizim gibi figüranları kullanmaktır.
Lekelenmemek ve olur da dönersem yüzüm olsun diye.
Evet bu hikaye öncesi ve sonrası olmayan bir hikaye
Bu hikaye sizin kendi kuruntularınız ve daha çok kendinizi kandırmalarınızla düşünce haline gelen ve çevresinde olan herkese birer parça zarar veren bir son sahne hikayesi.
Bu hikaye gerçek Aşk'a düşmek için ki sırf ön planda olmak için
Elinde olan her sevgiye ihanet eden Siz, oyuncularının aç gözlüğün hikayesi.
Bu hikaye resmiyette, biz olan herkese gösterilen gülen yüzü ama arka planda tekme tokat dalan başrol oyuncularının
Gerçek yüzünün hikayesi.
Siz onları Tv de ve sanal ortamlar da
İyi aile çocuğu, sempatik, popüler, melek yüzlü, konuşkan, tatlı dilli, kurtarıcı, kahraman, sadık aşık, cesaretli, mangal gibi yüreği ve narin bir kalbi olan insanlar olarak tanırsınız. Çünkü onları sizler meydana getirdiniz.. Ve siz hata yapma lüksüne sahip olmayan kesimlerdensiniz. Mutlaka iyi olmalı onlar..
Ama
Biz, figüranlar herşeyin arayüzünü iç ve ön yüzünü de gördüğümüz için, başrol oyuncularına da Size de inanmıyoruz.
Çünkü bir film yada sahne
20 kişinin uğraşıyla iyi gösterilmeye çalışılan bir Normal. Insanin dramıdır.
Siz buna aktör oyuncu yetenek diye seslenirseniz onlarda size
Iyi ki varsınız (umurum da değilsin)
Beni sizler var ettiniz(siz kimsiniz)
Her şey daha güzel olacak(pehh)
İçinizden biriyim(bak o doğru içleri böyle, dişleri başka)
Sizi seviyorum (bir daha nah görürsünüz)
Olan iç ve dış seslerin sahipleridir.
Yani
Filmin özeti;
Bir hayat yaşıyorsak başkalarının yönlendirme komutlarıyla hareket etmeyin.
Sevecekseniz sevin
Ayrılmanız gerekiyorsa onu da yapın.
Ağlamak geliyorsa içinden ağla
Gülmen gereken yerde gül
Ne yaparsan kendinden bil kendin yap
Her kötü/tehlikeli sahnelerini figüranlar oynamaz.
Biraz, Sen ol, Siz çerçevesinden kurtul.
Sanal alem ( Başrol)
Gerçek ( figüran)
Umarım,izlediğiniz her sahnenin bedelini misliyle ödersiniz. Zira kalbiniz gibi kalplerde olmanızı çok isteriz.
15 Haziran 2017 Perşembe
İçimde olan bitenler..
Dili lal olmuş bir gevezeyim. Tıpkı kalbi sana mühürlenen bir aşk gibi
........................................................................................................................................................................ "Serkan.yyk "
Sevmek, sevgi sanatını icra edebilenlere verilmiş bir haktır.
Lütfen icraata geçmeyi beceremeyenler tüketmesin.
................................................................................................................ "Serkan.yyk "
Ayrılık, fedakar olmayı beceremeyenlerin nasiplendiği bir sığınaktır.
İhanet edip aşkı kirletenleri almayın.
................................................................................................................ "Serkan.yyk "
Yalnızlık, kendinden başka birine güvenemeyenlerin kendi tercihlerinden doğan bir seçimdir.
Korkaklar, şıpsevdiler ve hiç sevmemişler seçmemeli.
................................................................................................................ "Serkan.yyk "
Yazmaya buradan başlayabilirim.
Sen ve Ben henüz doğmadan yıllar belki de Asırlar evvel, Biz sadece bir Ruh iken.
Ervah-ı ezel-de görmüş olmam münasebetiyle bu sevgi bu kadar çok büyüdü.
Yoksa bu kadar yılda bu dereceye ulaşması biraz zor..
................................................................................................................ "Serkan.yyk
İnciler dökülürdü, ölüm kaplı bedenime ve Sen en nadide eseriydin göz yaşlarındaki madenimin.
O değil de aklıma gelişinde ki zarafete bak;kimliğine sığmayan bir isim, bakıp görülemeyecek büyüklükte bir biçim, şiirlere taş çıkaran bir kafiye,
müziklere konu olacak bir ses, daha nasıl anlatılır ki
Seni doğurtan ebe
Doğuran ana
Kulağına ismini fısıldayan baba
Ve seni yaradan Hakk'a yemin olsun ki sen görülmeye de sevilmeyede akla düşmeye de değersin. Geri kalan herşeyi değersizleştiren bir değer.
................................................................................................................ "Serkan.yyk "
Rüzgar & Yağmur_ 1 ( ölüm)
Bir hikaye ne için yazılır.
Gerçekten kopmamak için.
Gerçeği nasıl anlarız/satın alınmıyorsa o gerçektir.
Benim bir arkadaşım var, Adı Rüzgar.
Birgün bana geldi ve dedi ki
Ben sanırım birinden hoşlandım.
Adı Yağmur, böyle minnak elleri yumoş bir yüzü deniz mi desem gök yüzü mü gözlerinin rengi, saçlarını ceçberden göremedim. Süsleri,
Çiçek desenli idi her renkten çiçeğin olduğu sanki gök kuşağını başına geçirmiş de bir mavi eksik kalmış onu da gözü almış gibiydi.
Rüya olmasın o demeye kalmadan Rüzgar'ın keskin bakışlarına maruz kaldım. Bir baktı bana sanki canını istemişim de celladıymışım gibi.
Neyse ki sonra gülüştük ( biz samimi dostlarız bir lafa / söze yüz çevirmeyiz)
Rüzgar fena kapılmıştı Yağmur'a hatta aramızda kalsın bence Aşktı, ( bana göre sevdiğiniz ve beğendiğiniz bir şeyi detaylandırırsınız, hatta bunu yaparken bile büyür göz bebekleriniz )
rüya dediğim de attığı bakışta onu gördüm ya neyse zamanla anlarız.
Rüzgar, bugün dışarı çıkmamıştı. Halbuki top oynayacaktık. Mahallenin çocuklarıyla ve Rüzgar asla kaçırmazdı.
Hasta olmasın bu diye koştuk penceresine, Perde bir sağa bir sola hareket ediyor ve ardında bizim Rüzgar.
Küçük bir taş ile ayakta uyuyan Rüzgar'ı kendine getirdik ve el işaretiyle dışarı çağırdık.O malum bakışa benzer bir bakışla tersledi bizi futbol demeye kalmadan içeri girdi.Hiç anlayamamıştık. Rüzgar ve maça gelmemek ve bize rağmen, hasta herhalde diye üstelemedik. Gittik köy meydanında kendi imkanlarımızla, kurduğumuz seyyar kaleyle maçımızı yapmıştık. Maçtan sonra herkes dağıldı ve ben aklım da Rüzgar eve gittim.
(Ki o gün karar verdim. Eğer bu Rüzgar'a olanlar, Aşk'tan ise dikkatli olmamız gerekiyor.Mahalle maçlarının, sokak ortasında sohbetlerin sonu bu 3 harfli sevgi sermayesine bağlı olabilirdi.
Aşk, hiç anlayamayacağım bir şeydi hem çok sevdiği futbolu unutturdu hem de bizi hadi çık çıkabilirsen işin içinden.)
Görüşücez Rüzgar efendi..
Etiketler:
#Serkan.yyk,
3 evre,
Arkadaşlar,
Aşk,
Mavi göz,
Ölüm,
Rüzgar,
Yağmur
Rüzgar & Yağmur_ 2 ( ölüm)
O gün hiç dışarı çıkmayan Rüzgar,
ve maçı oynayıp evlere dağılan çocuklardan sonra ben
Neler oluyor diye soramazdım.
( Ona göre aşktı ve bulunduğu tüm halin tek sebebi O'ydu)
Şimdi aşk modun da bu velet, tersler falan durduk yere kötü olmayalım.
Ufak bi ara vereyim.( Telefon ve internet gibi evrensel teknolojinin bizim mahallemize henüz gelmediği, gelse bile biz gibilerin, sahip olmasının henüz gerçekleşmediği bir zaman. Bundan belki 5 sene sonra falan telefona kavuştuk. İnternete daha 6 sene var.)
Rüzgar ile en sık yaptığımız şeyi yapmak için evden çıktım akşam tüm yıldızların görülebileceği manzaraya, mahallenin en yaşlı ve büyük Ağacının , kendi imkanlarımızla yaptığımız seyir terasına. O da nesi Rüzgar orada, şimdi konuşmak için iyi bir fırsat.
Yanına gelip ensesine şaplak vuruncaya dek beni duymamasından anladığım kadarıyla bu sohbetin başka bir sohbet olacağı belliydi.
Rüzgar neyin var olum senin bugün maça da gelmedin. Bizi de görmezden geldin.
Ayıp ettim demi haklısın farkına sonradan vardım ama hiç canım maç falan çekmiyordu. Bir de öyle bir zaman da geldiniz ki anlatamam. Sahi sen ne yapıyordun perdenin ardın da şey ben çıkaracaktım da annem yıkacakmış ondan sağa sola çekiyordum siz de tam o sıra geldiniz( diye geliştirdiğini epey sonraları anlamıştık)
Bizi görmezden geldin. İşim var gelemem bile demedin içeri girdin. Öyle yaptım demi, yarın affettircem kendimi, merak etmeyin 2 saat fazla maç yaparız.
O zaman, öyle dedi diye üstelemedim ki pek konuşkan değildi Rüzgar, bende maç kelimesine tav olmuştum. Sonra
Bana sorular sormaya başladı. Sen hiç birini sevdin mi ¿
Aşk nasıl birşey ¿
Kendini bile unuttuğun kendinde olmadığın bir zaman oldu mu ?
gibi enteresan hiç konuşmadığımız konulardı. Ne diyeceğimi bilemedim. Olum neyin var iyi misin demeye kalmadı. Şey filmde gördüm de merak işte deyip geçiştirdi.
( Rüzgar ve o gece konuşulan şeyler anormal idi aslında ben çok sonra fark etmiştim.)
Yıldızlara bakıp klasik hayallerimizi kurup biraz da arka fonda gece kuşlarının sesiyle düşler perdesini de aralamıştık ki Rüzgar'ın Annesinin; film başladı haydiii sesiyle uyanıp aşağı inmiştik.
(Hayırlı geceler Rüzgar ve Yağmur'u)


ve maçı oynayıp evlere dağılan çocuklardan sonra ben
Neler oluyor diye soramazdım.
( Ona göre aşktı ve bulunduğu tüm halin tek sebebi O'ydu)
Şimdi aşk modun da bu velet, tersler falan durduk yere kötü olmayalım.
Ufak bi ara vereyim.( Telefon ve internet gibi evrensel teknolojinin bizim mahallemize henüz gelmediği, gelse bile biz gibilerin, sahip olmasının henüz gerçekleşmediği bir zaman. Bundan belki 5 sene sonra falan telefona kavuştuk. İnternete daha 6 sene var.)
Rüzgar ile en sık yaptığımız şeyi yapmak için evden çıktım akşam tüm yıldızların görülebileceği manzaraya, mahallenin en yaşlı ve büyük Ağacının , kendi imkanlarımızla yaptığımız seyir terasına. O da nesi Rüzgar orada, şimdi konuşmak için iyi bir fırsat.
Yanına gelip ensesine şaplak vuruncaya dek beni duymamasından anladığım kadarıyla bu sohbetin başka bir sohbet olacağı belliydi.
Rüzgar neyin var olum senin bugün maça da gelmedin. Bizi de görmezden geldin.
Ayıp ettim demi haklısın farkına sonradan vardım ama hiç canım maç falan çekmiyordu. Bir de öyle bir zaman da geldiniz ki anlatamam. Sahi sen ne yapıyordun perdenin ardın da şey ben çıkaracaktım da annem yıkacakmış ondan sağa sola çekiyordum siz de tam o sıra geldiniz( diye geliştirdiğini epey sonraları anlamıştık)
Bizi görmezden geldin. İşim var gelemem bile demedin içeri girdin. Öyle yaptım demi, yarın affettircem kendimi, merak etmeyin 2 saat fazla maç yaparız.
O zaman, öyle dedi diye üstelemedim ki pek konuşkan değildi Rüzgar, bende maç kelimesine tav olmuştum. Sonra
Bana sorular sormaya başladı. Sen hiç birini sevdin mi ¿
Aşk nasıl birşey ¿
Kendini bile unuttuğun kendinde olmadığın bir zaman oldu mu ?
gibi enteresan hiç konuşmadığımız konulardı. Ne diyeceğimi bilemedim. Olum neyin var iyi misin demeye kalmadı. Şey filmde gördüm de merak işte deyip geçiştirdi.
( Rüzgar ve o gece konuşulan şeyler anormal idi aslında ben çok sonra fark etmiştim.)
Yıldızlara bakıp klasik hayallerimizi kurup biraz da arka fonda gece kuşlarının sesiyle düşler perdesini de aralamıştık ki Rüzgar'ın Annesinin; film başladı haydiii sesiyle uyanıp aşağı inmiştik.
(Hayırlı geceler Rüzgar ve Yağmur'u)


Etiketler:
#Serkan.yyk,
3 evre,
Arkadaşlar,
Aşk,
Mavi göz,
Ölüm,
Rüzgar,
Yağmur
Rüzgar & Yağmur_ 3 ( ölüm)
Biz henüz Yağmur'un kim olduğunu bilmiyorduk. Rüzgar ise bize sırf onu anlatırken ya da söz konusu Aşk olduğu zaman eskisi gibi yakın durur ve güler yüzlü olması,
artık Rüzgar bize güvenmiyor mu dedirtmeye, içimiz de o şüphe tohumlarını yeşertmeye başlamıştı.
( Keşke söylemese keşke hep saklasaydı nerden bilebilirdik ki
/ çok sonra birşey öğrendim.
"İyi bir şey olduğunda içinde tut
Birini seversen içinde tut
Güzel bir yer mi gördün saklı tut
Biri seni mi seviyor ikiniz bilin
Çünkü insanlar güzel şeyleri mahvedebilir.")
O gün herkesin normal olduğu ama Rüzgar için, herşeyin kötü gitmeye başladığı gün
Rüzgar yanımıza geldi normal de maç yapmamız gerekirken o gün
Top kenarda duruyor biz oynamaya başladık.
( Kimimiz sevinçten
kimimiz haince planların aklına gelişinden
kimimiz de her şeyden habersiz ortama ayak uyduran cinsten.)
Rüzgar'ın ilk maç yapmadığı günün üzerinden 1 ay geçmişti.
Kendi ve benim katkılarım sayesinde
( ki ona yaptığım kötü yardımlardan olabilir )
Arkadaşların ondan şüpheyle bakması ve anlamlandıramaması üzerine bir konuşma yapmaya karar vermişti. Yine mahalle arkadaşlarıyla topladığımız Mekan adını verdiğimiz yere gelip sohbete başladık. Önce ben ortamı biraz sakinleştirdikten sonra,
Rüzgar başladı,
o gün ve sonrasını kendi açısından anlatmaya,
1 ay önce sana da bahsettiğim o Mavi gözlü prenses artık benim hayata farklı gözle bakma sebebim oldu. İsteyerek de olmadı. Olması gerekiyordu oldu.Maçları kaçırmalarım, sizinle takılmamalarım, eskisi gibi olmamalar hepsi bu yüzden. Ben artık eskisi gibi olamam. Neşeli hallerimin gelir kaynağı artık O,
Sizi seviyorum evet oyunlar da oynar sohbet de ederiz fakat herşeyin fazlasını vaktin de çoğunu O'na ayırmam gerek, bunlar hep elimde değil ve ben artık ben değilim. Rüzgar artık bir Fırtınanın peşinde. Çünkü ben O mavi gözlüye Aşık oldum.
En son cümle özetlemişti aslında konuşmayı
Ben aşık oldum.
Etiketler:
#Serkan.yyk,
3 evre,
Arkadaşlar,
Aşk,
Mavi göz,
Ölüm,
Rüzgar,
Yağmur
Rüzgar & Yağmur_ 4 ( ölüm)
Bilen bilir bilmeyenler bilmez aşk sadece 3 harfli bir hece yada kelime değil idi. 3 aşamalı oluşumun ta kendisiydi.
Birinci evre kendini öldürmek ki en kolayıdır genelde kendiliğinden olur.
İkinci evre yeniden doğmak oda kolay sayılır O'nu gördükten sonra zamanın sınırlanması gibi bir şeydir.
Üçüncü evre zor ve en uzun olanı ise
İNSAN'laşmak. ,
-Evet
Genel de sorunlar bu evrede meydana gelir. Herkes bu yeni doğumdan insan meydana getiremez. Hatalar silsilesi
Yanlışlar deryası hatta gözle görülmeyen bir çok ayrıntısal hamleler bu evrenin tamamlanması yüzünden olur.
İhanetler
Aldatmalar
Umursama/umursamama çizgisi
Değer /ilgi ikilisi
His / duygu değişimleri ve bir çokları bu evrenin evrimleşememiş olmasından, İnsan; kimliğinden uzaklaşması yüzünden olur.
Gözü kör eden kalp
Kalbi kor eden görünenler
İnsan olduğumuz gerçeğinden kopar ve sanki Sen ve Onun dışında her şeye eşya muamelesi yaptırtır.
Zihin, Kalbin elinde köle olur adeta.
Dil, Gönlün katibesi
Göz, Onun nöbetçisi
Hisler, O'na duyulan, duyguların ifadesi
Sen, Onun için yaşadığını sanan cehalet örneği
Farkında olmadan insanlıktan çıkarır. Bilinçli biri ve inançlı isen evrim kendiliğinden tamamlanır.
Ama değil isen bir bir yok oluşlar ki en başta Sen, izler durursun.Anlam vermeye kalktığın da Onun sözlerinde boğulur kalırsın.
Aşk,doğru kişiye denk gelindiğinde yaşatılması gereken duygunun isme bürünmüş halidir.
Doğru kişi ancak siz insan olduğunuz ve bir Kul olduğunuzu hatırladığınız da size yazılan kişiyle kavuştuğunuz zaman tamamlanır.
Yani kendi çaba ve emekleriniz ile hele ki gözlerinizle besleyip büyüttüğünüz o Aşk'ın , son evresini tamamlamak biraz zor.
Rüzgar'a gelince.
İlk fırtınaya esir oldu.
En yakınında ki arkadaşının kusursuz planı(ihanet) ve kendi çabalarıyla büyütüp, Tek olandan koparak besledikleri, sahiplendikleri, isme bürünmüş olanın ( AŞK) imtihanından geçemedi.
Üçüncü evre tamamlanamadı.
Araya bozguncular. Hırslar, ihanetler ihtimalle doğan kuruntular. Yalan yanlış sözler vaadler ve nitekim, İnsan olamamış mahlukatlar girdi.
Sonuç 3.evre yarım kaldı.
Araf başladı
Ne tamamlana bilirler 'O' istemez ise
Nede ayrılabilirler ' O ' kalplerinden silmez ise..
Siz siz olun Araf'ın olduğu bir 3.evreyi yarı da bırakmayın.
Aşk / sevgi / özlem / mutluluk / Huzur / Sağlık / Başarı / ve Kalp
Sadece Rahmân ve Rah¡m olanın hükmünde, Ona olan kulluk vecibelerimizi yaparak ve doğru bir dil ile istenmesiyle elde edilebilir.
Geri kalanına şeytan mutlaka Musallat olur. O olmasa bile mahvetmeye bizim NEFSİMİZ yeter.
O yüzden O ( ALLAH ) yani Tek olandan istemek en doğru ve sağlam yoldur.
Siz ondan isteyin O ( ALLAH ) halletsin.
Yoksa kim yardım edebilir bize O ( ALLAH ) yanımızda değil ise...
Etiketler:
#Serkan.yyk,
3 evre,
Arkadaşlar,
Aşk,
Mavi göz,
Ölüm,
Rüzgar,
Yağmur
12 Haziran 2017 Pazartesi
UZUN FiKaye Bölüm 3

Zindanın kapısında ki nöbetçiye seni çağırması karşılığında yalnızlık lordunun bana verdiği mirasın yerini vaad ettim.
O bile kabul etmedi.
Hem niye etsin.
Sevsen sen gelirdin. Nöbetçi kim ki
Hadi geldiğimi bilmezsin, hissetmedin de mi?
Misal senin her ağlayarak uyandığın gecelerde ben, hissettiğim acıyı hafifletsin diye mum ışığında, ısıtırdım elimi.
Senin her üzüldüğünü hissettiğim de ise, bir şiir yazardım; göz yaşlarımdan değil elimdeki çay bardağından dökülen kan damlasıyla.
Kanlar mürekkep çay bardağının kırık parçası da kalemim.
İsteyerek olmazdı bunlar bazen uykuda hissederdim. Şeytan ve ifritleri kovalardı uyanmak için suya atlardım, yüksekten hoplardım nafile yine kabus bitmezdi.
Çekilirdim karanlık ormanın en derin köşesine en yaşlı ve bilge ağacının dibine oturur ağlayarak uyandırırdım kendimi.
Yine yalnız kendim uyandırabilirdim.
Anla artık, SEN hayallerimden başka kimsem yoktu.
Hayallerim de ki Sen'den başka bir şeyim de yoktu.
Acımda sen de tadım da
Üzüntüm de sende Gülüşüm de
Hüznüm de sensin mutluluğum da
Gel;
Gel ki içimdeki papatyaları kurtar boğulmaktan çok su alan papatya yaşar mı ki
Neden su içinde kalmış kalbimde yaşıyorsun hiç düşündün mü. ?
Çünkü senin yerine kendimi boğdum,
Göz yaşlarıyla dolup taşan içimde.
Ben senin sandalınım Sen benim tek kişilik yolcumsun artık.
Bırak kürekleri nereye giderse oraya gidelim.
Bakarsın canlı ve şanslıyken bizim bulamadığımız mutluluğa, o bizi götürür.
Elveda prangalar ve zifiri karanlık zindan,
Elveda avuçlarıma dokunmayan vicdanlı zincirler,
Elveda gaddar muhafız ve nöbetçiler..
En çokta sarayda ki Prenses sana elveda.
Ben avucumu açtım.Dualar sizinle..
"Serkan.yyk "
UZUN FiKaye Bölüm 2
Haksızlık demişken
Bu çektiğim çileli bekleyişin de bir bakıma sensiz geçen zamana tecavüz etmesi değil mi yokluğun.
Neden yoktun.
Bak şimdi eli zincirli geldim yine yoksun.
Korkuyordun ya hani
Korkma ayaklarım bile bağlı hem benden niye kortun ki
Tamam:Sevgim biraz ağır ilgim de biraz yük teşkil edebilir.
Onu da kalbin kaldıramaz diye istememiş olabilirsin.
Ben sakladım bak atmadım. Hala aynısından biraz fazla.
Belki bu sefer güçlenmiştir kalbin diye içine birazda birikmiş özlem kattım.
Ellerim hala zincire bağlı duvarlar ses geçirmiyor ve ben karanlıkta hala sadece senin gözlerini görebiliyorum.
Unutamadım ki gözüme bakarak söylediğin sözlerini ;
Kulağımdaki üç beş yere çarpıp tek parça halinde önce sindirim sonra dolaşım ardından kırmızı bahçeli kalp bahçesine inişini.
İlk orada yeşerdi.
Filizlendi, gönlüme ulaştı, yürekte taştı tutamadım bak şimdi de ağzımdan kaçtı.
Elime Sıçradı..
Şimdi taşanlardan toplayabildiğim kadarını aldım. Ellerim zincirli ve karanlık zindanlarda sağlam kalan tek şey, avuç içim kaldı.
Açmadım hiç ellerimi,
Açarsam;
Sonrası için düşünmediğim ama asla hayalinden vazgeçmediğim hayaller uçar.
Ölürüm de açmam dedim önce sağ bacağımı sonra sol, ardından kafatasımda birkaç çatlak ile kurtulduk.
Düşlerime dokunamadıkları gibi dimağıma da zarar veremedi aşk sızlar ..
UZUN FiKaye Bölüm 1
Bir ucu çöllere diğer bir deyişle ıssız yerlere kadar uzanan bir kum fırtınasının hissettiklerini kaleme alacak olsam ve karşılığında ilk isteğim yalnız esmeyi bırakıp da, bizi de önüne katıp, çekip gitmeyi istemek olurdu.
Düşüncenin bir gücü olsaydı sen Diyarına korkusuzca girerdi.
Ayaklarına prangalar vurulsa da zincirleri kırıp yine gelirdi.
Bir başka zincir olan zindan da kiler onu korkutabilir miydi,
Bulunduğu çatının altında sen varken.
Eyy betonarme binalar ses yalıtımsız kalın,
Eyyy çift katlı pencereler havasızlıktan çatlayın,
Eyyyy bakıp da kapısında çiçek getiren meczuba,
aklı yok diye yüz çeviren ve o çevirdiği yüzün aklına el koyan kişi sende öl.
Hemde hiç sevmediğinin kalbin de
Zindan da duyulur kalp atışlarının sesi
Biri sen diğeri biz dinlerim sessiz sessiz
Karanlığı zifiri olan duvarların arasında görebildiğim tek şey gözlerin.
İçime işlemiş çünkü bakarken söylediğin sözlerin.
Ey kör olan,
Kalbi durmuş olan,
Kelimeleri duygusuz kalan.
Bir kez gül, bakarken bana
Sonra;
Hiç sonrasını hayal edemedim ki
ben seni hiç sahiplenemedim ki
Kuş değildin ya kafesle-yemezdim.
Sonra sonrasını hiç düşünmedim.
Çünkü öncesiyle başım belada
Şimdisiyle mahkemelik olmuşum
dava sürer hakim realist.
Hem sonrasında ikimiz olacaktık.
Tek başıma düşünmem haksızlık olmaz mı..?
..
11 Haziran 2017 Pazar
Sözler ..2
Aslında sen beni hep cevapsız bıraktın.
Oysa yöneltecek çok sorum vardı
Tek sorun ne yöne gittiğini bilmiyordum
Her adımda benden uzaklaşırken kime yakındın
Ne kadar geride kalsam da merak ediyorum
Söylesene Beni kaybedecek kadar kimi, neyi kazanmak için gidiyordun
Öyle ya ne fark eder ki sonuç da gidiyordun..
Bu şehri bana bırakarak,
Şehrin içinde beni bırakarak
ve
Bizi bu şehirde unutarak,
Unutmayı hep hatırlayarak Gidiyordun. .
^Serkan.yyk^
Tutunmak için aranan bir dalım ben, ucunda hayat kökünde ahireti barındıran
Anlık rüzgarın eşliğinde savrulurdu yapraklarım
Ne güzel eserdi rüzgar yüksekler de kimsesiz ve yalnızken, nedensizce kuruyup giden bir dal parçasıyım artık ben
Alçaklar da bir yerde tutunulmaya hasret kalan ..
^ Serkan.yyk ^
Oysa yöneltecek çok sorum vardı
Tek sorun ne yöne gittiğini bilmiyordum
Her adımda benden uzaklaşırken kime yakındın
Ne kadar geride kalsam da merak ediyorum
Söylesene Beni kaybedecek kadar kimi, neyi kazanmak için gidiyordun
Öyle ya ne fark eder ki sonuç da gidiyordun..
Bu şehri bana bırakarak,
Şehrin içinde beni bırakarak
ve
Bizi bu şehirde unutarak,
Unutmayı hep hatırlayarak Gidiyordun. .
^Serkan.yyk^
Güne başlayanların aradığı aydınlık
Üşüyenlerin hasretle beklediği sıcaklık
Neden aramaksızın beklenen yarınların esiriyim
Ey makamı varla yokun üstünde olan
Şu hasretliği bitir de kavuşsun altında olanlar..
^Serkan.yyk^
Bazen Gizlemek için acılarımızı, kullandığımız en iyi maskedir 'gülmek'
Anlık rüzgarın eşliğinde savrulurdu yapraklarım
Ne güzel eserdi rüzgar yüksekler de kimsesiz ve yalnızken, nedensizce kuruyup giden bir dal parçasıyım artık ben
Alçaklar da bir yerde tutunulmaya hasret kalan ..
^ Serkan.yyk ^
7 Haziran 2017 Çarşamba
Yalnızlık Sanatı (içinde Sen olan)
Gitmeyi kafaya koyup, koyduğun için kendine kızıp, kızdığın için kırılıp, kırıklarından başını kaldırıp baktığınız oldu mu hiç?
Benim olmadı. Olsaydı nasıl olurdu diye düşündüğüm gün;
Seni yazmaya karar verdim.
Sen, içimde yaşayan bir his düşünce hatta duygunun tercümesi
Sen, kalp atışlarının değişime uğramasında ki başrol kahramanı
Sen, sana bakıp ta göremedikleri eşsiz güzelliklerin tek bir bedende toplanmasının görülesi mabedi
Sen, uzak diyarlardan gelen yankılı seslerin ezgisi
Sen, vitrin camlarına konulan mankenlerin piri
Sen, doyulmaz özlemlerin esiri
Sen, vurdumduymazlık simsali
Sen, görüp görülebilecek en derin sevdaların Leyla'sı
Sen, kaderin bi yazgısı, yargının infaz levhası
Sen, sevmelerin şaşalı melodisi
Sen, en önemlisi de artık sensiz bir daha böyle atmayacak kalbin pusulasısın artık.
Bu kadar Sen varken susmak, Mecnun olmaksa;
Meczubum yaradılışına.
Ve başımı kaldırıp Mevla'ya edilecek en güzel duanın
İsme bürünmüş halisin.
Kırıklar, canımı yakmasın diye hepsine gülüşünü resmettim. Baktıkça doyamıyorum eserlerine.
En güzel sanatım içimdeki
Sen adlı 'Yalnızlık'.
Kiralık yada satılık olmayan.
"Serkan.yyk "
6 Haziran 2017 Salı
Aşk meselesi
Aşk yani Namı diyar gönül meseleleri biraz cehridir.Öyle içten sır tutmayı beceremez sevmez.
Gönül ateşi nazlıdır biraz harlanmak ister.
Bazende darlanır rüzgar ister.
Mevsimi yoktur yani
Bak dostum;
Gönül gözü Güneş'e aklının ki ise Ay'a benzer. ne varki
Gecey'le Gün'ü isterki aynı anda yaşat.
demem o ki bakarken gözlerin kapansın,baktığının ki aydınlansın
yani gözü arkada kalmasın
Bir mahkemedir sevdalık, Şahidin varsa kısa sürer
O yüzden suçlu suçilişkisi olmalı iki kişi arasında kalmalı ve hep Bir olandan istenmeli
Sözün özü azizim
Ne zaman aklın titrese kalbine seslense sesin çıkmasa
ama
içerin yansa karnında arılar, içinde kelebekler dolansa, gözünde papatyalar açsa,
Sözünle kuşlar mest olsa, bübül bile sana gelse, deliler akıllansa
Aklın seni terk etse Kalbin sana savaş açsa
otur sakin ol
Tek nefeslik ömrün var onuda ziyan etme bu yaban ellerde. Sen de olan onda yoksa ziyan olur.
Varsa yaşa sevdanı yoksa içinde kavrulup küle dönüştürme kendine yapma bunu değmediğini anlarsın.
pişman olunca
Birini sevmek, mum olmayı göze almak demektir. İlk başlarda ışık saçıyorsun diye rehaşta olursun amma eridiğini,
gün ışıdığında anlarsın.
^S.yyk^
Gönül ateşi nazlıdır biraz harlanmak ister.
Bazende darlanır rüzgar ister.
Mevsimi yoktur yani
Bak dostum;
Gönül gözü Güneş'e aklının ki ise Ay'a benzer. ne varki
Gecey'le Gün'ü isterki aynı anda yaşat.
demem o ki bakarken gözlerin kapansın,baktığının ki aydınlansın
yani gözü arkada kalmasın
Bir mahkemedir sevdalık, Şahidin varsa kısa sürer
O yüzden suçlu suçilişkisi olmalı iki kişi arasında kalmalı ve hep Bir olandan istenmeli
Sözün özü azizim
Ne zaman aklın titrese kalbine seslense sesin çıkmasa
ama
içerin yansa karnında arılar, içinde kelebekler dolansa, gözünde papatyalar açsa,
Sözünle kuşlar mest olsa, bübül bile sana gelse, deliler akıllansa
Aklın seni terk etse Kalbin sana savaş açsa
otur sakin ol
Tek nefeslik ömrün var onuda ziyan etme bu yaban ellerde. Sen de olan onda yoksa ziyan olur.
Varsa yaşa sevdanı yoksa içinde kavrulup küle dönüştürme kendine yapma bunu değmediğini anlarsın.
pişman olunca
Birini sevmek, mum olmayı göze almak demektir. İlk başlarda ışık saçıyorsun diye rehaşta olursun amma eridiğini,
gün ışıdığında anlarsın.
^S.yyk^
5 Haziran 2017 Pazartesi
Yolculuk(Sen diyarına)


Cemal Süreya'nın bilete ihtiyacı varmış.Benim yok kusura bakma Üstad benim mevzu gitmek değil gitme hissi ( Gidersen biter ama hissedersen bitmez )
Ben yolculuğu hep sevdim. Çünkü gitme ihtimali kadar kavuşturma barındırırdı.
Bu beni mutlu eder umutlar biriktirmeme sebepti.
Bu beni mutlu eder umutlar biriktirmeme sebepti.
İlk kez okul zamanında servisin beni kendime yani seni bana getirdiği yolculuğu sevdim. Sabah getiren bu servis akşam götürmese olmaz mıydı? Olurdu: ama olmadı.
Yinede severdim yolculuğu çünkü biraz hızlı olursam bir sokak yukarı da bulunan kestirme yola ulaşıp seni tekrar görebilmek vardı. Belki bir kaç saniyeydi ama yetinirdim. Yolculuk bana yetinmeyi öğretti. Çünkü yetinemez isen bitmiyordu.
Bir de sonrası var bunun senden sonrası. Hayatımın en uzun yolculuğu olan son kestirme yolundan sonra başlayıp eve kadar süren bir yolculuktu bu ve ben onu da severdim. Sevdim de çünkü o yol yarın sabah yine sana ulaşacağım tek yoldu.
Nasıl sevmezdim.
Nasıl sevmezdim.
Geceyi daha çok sevdim ben çünkü ardından gelen gün getirirdi seni bana ve senli günlerin aksine daha uzun daha sessiz ve yalnızdım. Severdim çünkü
sevmekten asla vazgeçmedim.
sevmekten asla vazgeçmedim.
Gün içinde daha çok görürdüm seni ama benden başka herkes görürdü buna katlanamazdım.
Gece bir tek bana kalırdın ve ben geceyi daha çok sevdim.
Senden başka hiçbir hayale yer yoktu nasıl sevmezdim ki
Gece bir tek bana kalırdın ve ben geceyi daha çok sevdim.
Senden başka hiçbir hayale yer yoktu nasıl sevmezdim ki
Yolculuğu severim ben en çokta kendi içime olanı, en uzun en ince ayrıntısına kadar seninle olduğum yoldu çünkü.
Kendim olmaktan korkardım belki belki de kendime yeterim endişesiydi. Bu yüzden kendimi sevemedim. İçimde olduğunu bilirdim bu yüzden içime yolculuk yapmayı sevdim. Sen vardın,ve hep oradaydın. Olacaktın da çünkü hediye paketlerini güzel yapan dışında ki süs değil içindekini görememenin verdiği histi. İçimi sevdim bu yüzden.
Dışım da yüzlerce kez inkar ettiğim sen,
Binlerce kez sevmediğimi söylemem, onlarca kez gelme demem ve daima saklamaya çalışan ben, kendimi sevdirmedi bana ve değiştirme şansı da tanımadı. Bende içimi sevdim.
Orada hep sen varsın, olacaksın.
Orada hep sen varsın, olacaksın.
Sevmekten vazgeçmedim.
Belki bir gün kavuşuruz diye yürüdüğün yollara gittim. Gittiğim en güzel günlerdi belki de gelmemeyi isteyecek kadar çok sevdim. Kalmayı beceremeyecek kadar da nefret ettim kendimden.
Sonra
İçimi daha çok sevdim. Oradan hiç gitmedin sen koşar adım yürüdüm içime, içim; dışıma küs
dışım; içimden suskun
Yollar yolları, otobüsler otobüsleri kovaladı sen gelmedin.
Ve
Ben bir gün sana getirecek diye yolcu olmayı sevdim. Yolculuk yapmayı daha çok sevdim. Seni sevdim. Sen bilmeden haberin olmadan ve söylemeden çünkü sevme ihtimalini geçtim.
Yaşıyor olmana yetindim.
Çünkü ben, senin gittiğin gün bitmiştim.
Sonra kalkıp ta yeni baştan başlamak ki sen hala yaşıyorken zordu bende ki seni sevdim.
Her bindiğim Otobüs camlarına adını yazardım.
Her otobüste adın geçmiştir bu yüzden.
Bitmemiş idin sen ve ben seni baştan sevemezdim.
Başımda sevdim.
Kalbime Gideceğin gün haber ver evimin yedek anahtarını vereyim sana.
Sevgi sadece kalpte olunca yetmiyor bazen;
Kalbin durması ve Feth edilmesi gerekir. Sorun şu ki sevgili kimse: O varken oraya gitmek istemez.
"Serkan.yyk "
3 Haziran 2017 Cumartesi
Küçük hikayeler ( Sözler )
Merhaba günlük diye başlayan ne kadar cümlem varsa konu hep sende son bulurken kelimelerin yetersiz kalışıyla avundum
Ve zaman yine sensizliği teğet geçti. .
Özleyenlerin ilk durağıdır gece dökülür dudaktan bir cümle çıkar ağızdan hece hece
ve çıkan o kelime getirir sevenleri de sevmeyenleri de kendine
''Yalnızlık''
Birini özlemeye başladığınız zaman kaybetmeye başladığınız şeylerden biride gülüşünüz dür
Çünkü onu göremediğiniz için gözleriniz size küser ve sizde iyi görünmeye çalısmaktan bıkarsınız ..
Ne yaptıysam aklım dan seni dilimden ismini kovamadım
Harfler seni bulmak için kurulmuş cümlelerin esiriyken nede zormuş geçen günlere geçip gidiyor demek ve hayat sadece akıp giderken günbegün sessizce karanlığın çöküşü kaldı bende
geriye kalan bir avuç sahipsiz yazı ve kurulamayan hayaller
Bir sen yokken kalamıyorum Yalnız geri kalanı düpedüz Yalnızlık. .
Ve zaman yine sensizliği teğet geçti. .
Serkan.yyk
Özleyenlerin ilk durağıdır gece dökülür dudaktan bir cümle çıkar ağızdan hece hece
ve çıkan o kelime getirir sevenleri de sevmeyenleri de kendine
''Yalnızlık''
Serkan.yyk
Birini özlemeye başladığınız zaman kaybetmeye başladığınız şeylerden biride gülüşünüz dür
Çünkü onu göremediğiniz için gözleriniz size küser ve sizde iyi görünmeye çalısmaktan bıkarsınız ..
Serkan.yyk
Ne yaptıysam aklım dan seni dilimden ismini kovamadım
Harfler seni bulmak için kurulmuş cümlelerin esiriyken nede zormuş geçen günlere geçip gidiyor demek ve hayat sadece akıp giderken günbegün sessizce karanlığın çöküşü kaldı bende
geriye kalan bir avuç sahipsiz yazı ve kurulamayan hayaller
Bir sen yokken kalamıyorum Yalnız geri kalanı düpedüz Yalnızlık. .
Serkan.yyk
Neden birini özlemeye başladığımızda, Zaman; hep araya girer ve bizi ona götürmek yerine onu bize getirir .. hiç anlamam
Serkan.yyk
Şiire benzetiyorum bizi
Yazanı ve okuyanı farklı iki kişi
Sonra diyorum şiir biterse okuyucu gider
Tıpkı aşk gibi
sevilen giderse seven biter
Bitirme beni üç nokta koy ben beklerim seni ...
Serkan.yyk
2 Haziran 2017 Cuma
Gezelim Görelim..

Gezelim görelim
.N.e güzel bir istek hatta dilek değil mi ?
Bu gün cuma çıkışı ben dahil 5 arkadaş
02.06.2017 13:00
A-E-E-H ve S olarak çoğu insanın paralar harcayarak profillerinde
yer verdiği manzara adlı albümlerini ücretsiz ele almak için bir
doğa keşfine çıktık.
Köyümüz de var olan epey doğal güzelliklerin yanı sıra godoman
kesimlerin para basıp insanları çekmek için Kanon marka dijital
kameralarını süsleyen manzara ve anları, kendi kıytırık
telefonlarımızla ( android 4.4 sürüm ve üstü en ucuzu 900tl olan )
hiçbir mesariften kaçınmayarak ( yayan olarak ) hiçbir insanın el
atmadığı tamamen Rahman'ın kudretiyle var olmuş küçük bir kanyon
ziyareti yaptık. Küçük küçük göletler akar sular ve kaya parçalarının
insansız işlemelerinden tutunda, ağaçların bitkilerin o say parçalarına
rağmen aldığı ihtişamlı şekilleri görmek muazzamdı.
Diğer insanların aksine direk telefona sarılmadık.Önce yaşadık.Sonra
hissettik doğayı laf aramızda Oruçluyduk. Söylenmez ama bi konuya
deyinicem ondan bahsedeyim.Su sesi insana huzur veriyor ya hani
ispatlanmış birde istatistik var Yağmur sonrası toprak kokusunu
İnsanların %96 sı seviyormuş.Biz de geri kalanın da sevebileceği o
muazzam küçük küçük akıntıların çıkardığı sesi inceledik.Size burda
gösteremem.Lakin kıçlarınızı kaldırıp etrafa bakmayı düşünürseniz bu
bölgelerde oluşmuş bir kaç yer tarif eder hatta eşlik edebilirim. A,
arkadaşımız çok hevesli ve seviyor ücretsiz size eşlik edeeğinden şüphem
yok.Zaten onun ilerisi için bir hayali Yaz aylarındaki boşluğu Bisiklet ile
Türkiye turuyla değerlendirmek.Çadırı ve Çantası hazır.
E ile E henüz o kadar ileriyi düşünmüyorlar.Ama içlerinde olduğuna
eminim. H ise biraz daha teknolojik bakıyor olaylara.İnstagramın zaten
çektiğimiz fotoğraflardaki kalite onun eseri. Ben biraz daha soft
bakıyorum.İnce ayrıntılar ve yakaladığım şans eseri bir kaç fotoğraf,
diğer arkadaşlarda bu izlenimi vermiş.Bu arada birde sonradan
aramıza katılan sopalarımız var ki en yaşlısı benimki ve adı Gandalf.
adından da hayalinizde canlandırdığınız gibi ..
Yorulduğumuz için değildi Kanyonlarda ki yosunlar ve kaygan zeminde
bize eşlik edilsin diye katıldılar aramıza..
Bu tek taraflı sohbetime ben hariç 4 arkadaşa teşekkür ederek son veriyorum
Teşekkürler..
Ahmet Düşer
Emre Çiftçi
Emre Uylası
Halil Hasdemir

Bir başka gezelim görelimde görüşmek üzre,Doğayla kalın ve fırsat
buldukça gökyüzüne bakın.
02.06.2017 22:00
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



















