Bir ucu çöllere diğer bir deyişle ıssız yerlere kadar uzanan bir kum fırtınasının hissettiklerini kaleme alacak olsam ve karşılığında ilk isteğim yalnız esmeyi bırakıp da, bizi de önüne katıp, çekip gitmeyi istemek olurdu.
Düşüncenin bir gücü olsaydı sen Diyarına korkusuzca girerdi.
Ayaklarına prangalar vurulsa da zincirleri kırıp yine gelirdi.
Bir başka zincir olan zindan da kiler onu korkutabilir miydi,
Bulunduğu çatının altında sen varken.
Eyy betonarme binalar ses yalıtımsız kalın,
Eyyy çift katlı pencereler havasızlıktan çatlayın,
Eyyyy bakıp da kapısında çiçek getiren meczuba,
aklı yok diye yüz çeviren ve o çevirdiği yüzün aklına el koyan kişi sende öl.
Hemde hiç sevmediğinin kalbin de
Zindan da duyulur kalp atışlarının sesi
Biri sen diğeri biz dinlerim sessiz sessiz
Karanlığı zifiri olan duvarların arasında görebildiğim tek şey gözlerin.
İçime işlemiş çünkü bakarken söylediğin sözlerin.
Ey kör olan,
Kalbi durmuş olan,
Kelimeleri duygusuz kalan.
Bir kez gül, bakarken bana
Sonra;
Hiç sonrasını hayal edemedim ki
ben seni hiç sahiplenemedim ki
Kuş değildin ya kafesle-yemezdim.
Sonra sonrasını hiç düşünmedim.
Çünkü öncesiyle başım belada
Şimdisiyle mahkemelik olmuşum
dava sürer hakim realist.
Hem sonrasında ikimiz olacaktık.
Tek başıma düşünmem haksızlık olmaz mı..?
..


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder